Goulburn Bozuk Toprak Sağlığı- Bok Böceği Projesi

Avustralya Hükümeti
Tarım, Balıkçılık ve Ormancılık Bakanlığı
Goulburn Murray Toprak Koruma Ağı ve Yukarı Goulburn Toprak Koruma Ağı Ortak Projesi
Sonbahar 2008 – Projenin Güncelleştirilmesi
Projemizin Yaz safhası, çok yoğundu, bu nedenle, açıklanacak çok şey bulunmaktadır.
Kolonilerin Serbest Bırakılması
Bu proje, 2006 başlarında başladığından beri, Goulburn Bozuk Su Toplama Havzası’nda, toplam 123 bok böceği kolonisi salınmıştır. Hakkında en iyi bildiğim şey, bunun, bok böceklerinin, Victoria’nın tarihindeki en büyük eşgüdümlü doğaya salınması olduğudur. Projeye toplumsal destek, büyük ve – tükenmeyen biçimde – olumlu olmuş ve öyle kalmıştır.
Projenin başlamasından bu yana, bok böceği kolonilerine yönelik, bireysel çiftçilerden gelen talep, gerçekten, tedarik etme olanaklarımızdan daha da güçlü bir biçimde seyretmiştir. Proje, tüm katılımcıların, en azından, projenin ömrü boyunca, bir başlatıcı koloniyi almasını sağlamak ve talebi (çiftçilerden, toprak koruma gruplarından), riski (mevcut bok böceği türlerinin iklimle eşleştirilmesi; sayılarının azalması; ıslatma) ve fırsatı (cesaret gösterebilme; çiftçiyle temasa geçme) onaylayan biçimde, su toplama havzası boyunca, başlatıcı kolonileri paylaştırmak için ortaya konmuştur. En yüksek öncelikli bölgeler, büyük miktarda sığırların olduğu ve başlatıcı kolonilerin doğaya bırakılmasının hayatta kalma ve yerleşik kılınma şansının en yüksek olacağı yerlerdir. Bunun sonucu olarak, nispeten az sayıda çiftlik hayvanını destekleyen, düşük yağışlı bölgeler (örneğin, Nagambie, Rushwort, Arcadia), az sayıda koloni almıştır, oysa, daha büyük büyükbaş sürülerinin olduğu yüksek yağışlı bölgeler (örneğin, Strathbogie Ranges, Yea, Alexandra, Mansfield, Benalla, Tatong), doğaya salınmaların önemli bölümünü elde etmiştir.        
 
Çiftçi talebinin güçlü olduğu Shepparton Sulama Bölgesi’nin bu yöreleri, bazı başlatıcı kolonileri almıştır, ancak SIR’ye yapılan salıvermelerin riskli olduğu düşünülmüştür. Projenin başlarında, pek çok çiftlikteki dışkının, yaygın Taurus ve Fulvus bok böcekleri dahil, herhangi bir kın kanatlısının olmadığı anlaşılmıştır. Hatta, bok böceklerine yarayışlı biçimde, ortamdaki parazitlerin kontrol edildiği ve Taurus’un ve Fulvus‘un bol olduğu çiftliklerde bile, tek bir bok böceği bulmak zordur. Açıkçası, bu bölgelerde, bok böcekleri nüfuslarının düşük kalmasını sağlayan bir şeyler olmuştur. Ayrıca, bok böceklerinin, Seymour yakınlarındaki selle sulanmış sığır çiftliğinde, çok kıt olduğunu keşfettiğimizde, endişelerimiz artmıştır, ancak yöredeki sulanmamış sığır çiftliklerinde, sağlıklı bok böceği nüfusları bulunmuştur. Tartışmayı daha fazla incelemek için aşağıya bakınız.

Projenin yürürlüğe konmasından ve sulanmış sütçülük/ etçilik çiftliklerinde neredeyse hiç bok böceğinin olmadığı tespit edilmesinden sonra, sulama yapılmayan yörelerdeki doğaya salıverilmeler tercih edilmiştir.
Projenin daha önce güncelleştirildiği 30 Kasım 2007’den beri, 30 başlatıcı koloni, GBC’de doğaya salınmış ve içerisinde, 5 tür ve mevcut bir türün yeni bir soyu yer almıştır.    
    Temmuz 2007 Yaz Salınmaları

Yaygın Adı
Salınma  Sayısı
Salınma Bölgeleri
Africaunus
10
Swanpool, Euroa, Longwood,
Tatong, Benalla.
Taurus  ‘gen havuzu’ soyu
6
Yea, Ghin Ghin, Ruffy, Euroa,
Strathbogie
Binodis
5
Strathbogie, Ruffy, Ghin Ghin, Yea
Spiniger
4
Bennalla, Warrenbayne, Strathbogie,
Intermedius
3
Broadford, Seymour, Creighton’s
Creek
Alexis
2
Euroa, Creighton’s Creek
Toplam
30

Bok Böceği Araştırması
Bu araştırmanın parçası olarak, iki tip araştırma yürütülmektedir.
Sel Sulaması

Dev miktardaki yüksek kaliteli dışkı miktarının, yıl boyunca, mevcudiyeti göz önüne alındığında, Shepparton Sulama Bölgesi’ndeki sulama çiftliklerinde, bok böceklerinin neredeyse hiç bulunmaması, özellikle civardaki kurak araziler, çoğunlukla, sağlıklı bok böceği nüfuslarını desteklediği için, hep şaşırtıcı olmuştur. Bunun en muhtemel nedenlerinin, sel sulaması veya zehirli drençler (atlara zorla içirilen ilaç) ve diğer veterinerlik kimyasallarının yaygın kullanımı veya bu faktörlerin bileşimi olduğu düşünülmektedir.

Bok böceklerinin selle sulanmış çiftliklerde oynadığı rolün, daha iyi anlaşılabilmesi için, hem yaz hem de kışın faal olan bok böceklerinin bekalarının yanında, bok böceklerinin toprak altındaki larvalarının, selle sulanmış merada, hayatta kalabilme yeteneği de sınanmaktadır. Seymour’daki selle sulanmış bir sığır çiftliğinde yürütülen ilk deneyler, toprağın düzenli biçimde doyurulmasının (10 günlük sulama döngüsü), bok böceği larvalarının hayatta kalmasını, dramatik biçimde azalttığını göstermektedir. Deneyler, devam etmektedir.
       
Dışkının Gömülmesinin Toprak Sağlığına ve Mera Verimliliğine Etkisi
 
Bok böceklerinin toprak sağlığına ve bunun sonucu olarak, meraya olumlu etkisi, açıkça göründüğü halde, elimizde, yayınlanmış ve istatistik bakımından geçerli, az sayıda bilgi bulunmaktadır. Merton’daki ıslah edilmemiş merada yürütülmüş olan bu deney, düzenli sıralı otlatmanın parçası olarak, etrafı çevrili otlağa yerleştirilmiş dikdörtgen parsellerden oluşmuş bir “grid”i (bir haritada kesişen dikey ve yatay hatlar sistemi) kapsamaktadır. 
Her bir parsel (üç benzerini içermektedir–üstteki fotoğraftaki kafesler), toprak ve mera tepkilerinin karşılaştırılması için, üç deneye (‘bok+böceği’, sadece bok! , ve kontrol) tahsis edilmiştir. Böylece, üç uygulamanın her birinin, 18 benzeri oluyordu ve bu da, toplamda 54 örnekleme alanına denk geliyordu. Deney, sadece 12 ayı aşkın süredir devam etmektedir ve sonuçlar, umut vaat etmektedir. Toprağın etraflıca sınanması, deneyin sonunda (Kasım 2008) gerçekleşecektir, ancak meradan ilk alınan örnekler (nisbi mera verimliliğini göstermek için), alınıp analiz edilmiştir. 54 uygulama alanının her birinden, mera, toprak seviyesinden alınarak, paketlenmiş, kurutulmuş ve tartılmıştır. Veriler, ‘bok+böceği’ uygulama parsellerinde yetişen meranın, ‘sadece bok!’ uygulamasında yetişen meraya nazaran, kuru ağırlığının, manalı bir şekilde, daha yüksek olduğunu ve bu her iki uygulamada da, kontrole (dışkı yok) göre, daha fazla çim yetiştiğini göstermektedir. Tüm farklılıklar, istatistiksel açıdan önemlidir (Her bir karşılaştırma çifti için P≤ 0,32 olduğu iki kuyruklu öğrenci t-testi).
Meradan alınan örneklerin sonuçları – 1. Yıl
Uygulama
Bok+böcekleri
Sadece ‘bok’
Kontrol
Parsel Sayısı
18
18
18
Ortalama kuru ağ. (g)
148.24
122.95
90.96
Standart Sapma
25.44
22.29
27.22
= Kg/ha kuru ağırlık
5929.6
4918
3638.4
Onitis aygulus 
Heyecanlandırıcı ve Endişelendirici Haberler
Goulburn Bozuk Su Havzası’daki bok böcekleri türlerini teşhis etmeye, ilk kez, 6 yıl önce başladım. Geçen yaza (Haziran 2007) kadar, yazın faaliyet gösteren, büyük bir bok böceği olan Onitis aygulus’e (20-25 mm uzunluğunda) (sağda) hiç rastlamamıştım.
Geçen yazdan bu yana, normalde, yüksek yağış alan bölgesi dahil, su havzasındaki yaklaşık 10 yerde, Aygulus böceğini (erkeklerinde arka femurda iki mahmuz bulunur) kaydediyorum. Araştırma faaliyeti, bu zaman boyunca, dalgalanma göstermektedir, ancak şimdi, onlara rastlama sıklığım, bu büyük bok böceğinin, nüfus büyüklüğünün ve yayılımının arttığını göstermektedir. Bu gerçekten heyecanlandırıcıdır!
İçi kazılmış dışkı kabukları
Benella yakınlarındaki bir çiftçi, çok sayıda içi kazılarak boşaltılmış “dışkı kabuğu”nun (ergin kın kanatlıya dönüşürken, bok böceği larvasını koruyan sertleşmiş dışkı kabuğu) etrafı çevrili otlaklarının çevresine yayıldığını fark etmişti. Delikler, 10-15 cm derinliğindeydi ve eski dışkı kümelerinin altında kazılmıştı.

Eski bir dışkı kümesinde, Aygulus böceğinin parçaları ile dolu bir tilki dışkısı vardı. Kümelerden bazılarını kazınca, bazı bozulmamış dışkı kabuklarına rastladım ve bunlardan birinde, halen ergin Aygulus böceği bulunuyordu. Ayrıca, etrafı çevrili otlaktaki taze dışkı kümelerinde de, Aygulus böceklerini buldum. Böylece, açıkçası sadece bazılarını bünyelerine almalarına rağmen, bazı tilkiler, besin kaynağı olarak, kın kanatlı larvasını kullanmayı öğrenmişlerdir. Kesin olan şey, Aygulus böceğinin, Goulburn Bozuk Su Havzası’nın çoğunda, bok böceği nüfuslarının düzenli bir bileşeni olduğudur ve dışkı gömülmesine, gerçek bir etkisi olmaya başlamaktadır.

Son bir olumlu notla bitirmemiz gerekirse, daha önce kaydetmediğim bir bok böceği türü olan, Euoniticellus pallipes’i (sağda; yazın faal), Goulburn Su Havzası’nda buldum. Bu 9-12 mm uzunluğundaki tür, su havzasında yaygın olan, E. fulvus türüne çok benzemektedir. Bunu, 4 yerde (Warrenbayne, Seymour, Creightons Creek, Violet Town) buldum; bu nedenle, şimdiden itibaren, bize destek sağlayacak diğer bir bok böceği türünü bulmuş görünüyoruz.  
Mayıs Arazi Günü
Bizon sezonu başlamak üzere. Euroa yakınındaki Stuart Cameron’un çiftliği ‘Tinten’deki yıllık arazi günümüz, yine 7 Mayıs günü, 09:30-12:00 arası herkese açıktır. Bu yıl, bizleri, bilgilendirip eğlendirecek konuk konuşmacılarımız, hepinizin tanıdığı John Feehan’ın ve bütünleştirilmiş zararlı idaresi uzmanı Cindy Edward’ın yanı sıra, bok böceklerinin ne kadar şaşırtıcı derecede etkili olduklarını gösteren, daha fazla otlak gösterilerimiz olacak.
Saygılarımla,
Bertram Lobert
5790 8606
164 Steens Rd
Boho South, 3669.
Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu.

HER HAKKI MAHFUZDUR.

Did you like this?
Tip qejxg with Cryptocurrency
Powered by BitMate Author Donations

Donate Bitcoin to qejxg

Scan to Donate Bitcoin to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some bitcoin:

Donate Bitcoin Cash to qejxg

Scan to Donate Bitcoin Cash to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send bitcoin:

Donate Ethereum to qejxg

Scan to Donate Ethereum to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Ether:

Donate Litecoin to qejxg

Scan to Donate Litecoin to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Litecoin:

Donate Monero to qejxg

Scan to Donate Monero to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Monero:

Donate ZCash to qejxg

Scan to Donate ZCash to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some ZCash:

Mısır Üyeliğe Kabul Töreni Merdiveni

Mısır üyeliğe kabul töreni merdiveni
(function() { var scribd = document.createElement(“script”); scribd.type = “text/javascript”; scribd.async = true; scribd.src = “http://www.scribd.com/javascripts/embed_code/inject.js”; var s = document.getElementsByTagName(“script”)[0]; s.parentNode.insertBefore(scribd, s); })();

Did you like this?
Tip qejxg with Cryptocurrency
Powered by BitMate Author Donations

Donate Bitcoin to qejxg

Scan to Donate Bitcoin to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some bitcoin:

Donate Bitcoin Cash to qejxg

Scan to Donate Bitcoin Cash to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send bitcoin:

Donate Ethereum to qejxg

Scan to Donate Ethereum to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Ether:

Donate Litecoin to qejxg

Scan to Donate Litecoin to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Litecoin:

Donate Monero to qejxg

Scan to Donate Monero to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Monero:

Donate ZCash to qejxg

Scan to Donate ZCash to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some ZCash:

Zararlı Olarak Bok Böcekleri: Süregelen Bir Sorun

Özet
Bok böcekleri kın kanatlı ailesi (Scarabeidae), yüksek bir tür çeşitliliğine sahiptir ve bunlardan bazıları, önemli zararlılar haline gelmiştir. Endemik (sadece bir bölgede yetişen veya yaşayan) bok böceği zararlılarına, tüm yaşanabilir kıtalarda rastlanmakta, ancak tüm türlerin sayıca küçük bir yüzdesini (muhtemelen % 1-2) geçmemektedir. Bazı türler, insanlarca yeni yaşam ortamlarına taşınarak, uluslararası zararlılara dönüşmüşlerdir. Bok böceği zararlıları, larvaların bitki kökleriyle beslenmesiyle ya da erginlerin, bitkinin toprak üstündeki kısımlarıyla beslenmesiyle hasar vermektedirler. Larvalarının topraktaki gizli konumu ve erginlerinin, genellikle gece faaliyet göstermesi nedeniyle, zararlıların kontrol edilmeleri zordur.
Günümüzde, kimyasal kontrol, daha az kalıntı faaliyeti olan özgün kimyasallara odaklanmıştır. Özellikle hastalık yapıcı etmenlerle birlikte, biyolojik kontrolün, bazı türlere karşı son derece etkili olduğu kanıtlanmıştır, fakat kontrol ajanları, çoğunlukla, tek bir türe özgüdür. Cinsiyet feromonlarından gıda yemlerine kadar değişen çekici maddeler, bok böceği türleri için izole edilmiştir (ayrılmıştır). Kontrol yöntemlerinin bir araya getirilmesinin (IPM), bazı türlerin kontrolünde etkili olduğu kanıtlanmıştır ancak kontrol önlemlerinin iyileştirilmesi ve bu önemli zararlı grubunun idaresine yönelik yeni seçenekler geliştirilmesi için, araştırmaların sürdürülmesine ihtiyaç vardır.
Bok böcekleri ailesinin (Scarabaeidae) harikulade rengi, özellikleri ve büyüklüğü, uzun zamandır insanın hayal gücünü etkilemektedir. “Kutsal” bok böcekleri, yaşamın simgeleri olarak görülmüş ve ibadet edildikleri tarih, 1. Mısır Hanedanı’na kadar uzanmıştır. Bir koleksiyoncunun, son zamanlarda, siyah bir elmas bok böceğine 90.000 ABD Doları ödediği günümüzde de, bu cazibe devam etmektedir. Ancak, tüm bok böcekleri, bu derecede itibar görmemektedir. Bazı türler, ürün bitkileriyle beslenmektedir ve büyük sayılara ulaştıklarında ziraatte, ormancılıkta ve bahçecilikte zararlı olmaktadırlar. Bu kın kanatlıların ekonomik etkisi, hasarlarını azaltmayı amaçlayan büyük araştırma programlarını devreye sokturmaktadır. Ritcher (1958), bok böceği biyolojisini (‘canlı bilimi’ni) gözden geçirdiğinden beri, 50 yılda, pek çok şey öğrenilmiştir ancak arazi kullanımındaki değişimler, zararlı idaresi uygulamaları ve zararlıların yeni bölgelere göç etmeleri, ekonomik önemlerini korumalarına neden olmuştur. Bu makalede, zararlı olarak, bok böceklerinin özelliklerini inceliyoruz ve bu böceklerin kontrolündeki ve idaresindeki ilerlemeleri gözden geçiriyoruz.
Bok böcekleri, 200 milyon yıldır 31.000’den fazla tür çeşitliliğine erişecek derecede evrim geçiren Scarabaeoidea üst ailesine aittir. 16 alt aileyi ve 2.300 cinsi kapsayan çoğu zararlı tür, Scarabaeidae ailesinde bulunmaktadır. Ergin bok böcekleri, böcek faal iken yelpaze biçiminde açılabilen kendilerine özgü, pullu yaprak antenleriyle, kolaylıkla fark edilirler. Larvaları, biraz-kuvvetlice eğimli C şeklinde vücuda, kendine has bacaklara ve sertleşmiş baş kapsüllerine sahiptir. Bunlara, çoğunlukla, “kurtçuk” denmektedir. Zararlı türler, Pleurosticti ya da mayıs böcekleri içerisindedir. Bu grubun ergin kın kanatlıları, çeşitli beslenme alışkanlıklarına [gövdelerle ya da köklerle beslenen Dynastinae (gergedan böcekleri); bitki özü, meyve çiçeklerle beslenen Cetoniinae (Altın böcekleri); yaprak, meyve ve çiçeklerle beslenen Rutelinae (parlak yaprak mayıs böcekleri); yapraklarla beslenen Melolonthinae (Mayıs böcekleri)] sahip olup çoğunlukla bitkilerle beslenirler. Bazı Cetoniinae ve Dynastinae larvaları, sadece, toprak humusundaki veya çer çöp yığıntısındaki organik madde ile beslenmesine rağmen, mayıs böceklerinin toprakta bulunan larvaları, çoğunlukla, canlı köklerle beslenirler ve ürünlere zararlı olabilirler.      
Bok böcekleri, pek çok habitatı işgal ederler ve kurt istilaları, çoğunlukla, beslenmelerinin işaretleri ile fark edilebilir. Hindistan cevizi palmiyeleri, sıklıkla, gergedan böceğinin endemik olduğu bölgelerde, yaprakta gedik açılması belirtileri göstermektedir; oysa, mera hasarı lekeleri, Yeni Zelanda’daki çim kurtçuğu Costelytra zealandica‘ya hassas olan genç otlaklarda her zaman bulunabilir. Bu zararlılar, kendi endemik bölgesinde yaygındır ve tutarlı, süreğen hasara neden olur. Mayıs böcekleri (Phyllophaga türleri) veya Avrupa mayıs böcekleri (Melolontha melolontha L. and M. hippocastani [Fabr.]) gibi diğer türler, geniş orman alanlarının yapraklarını tamamen soyduklarının görüldüğü yerlerde, daha az sıklıkla ortaya çıkmaktadır. Bu zararlılar, yüzlerce yıl boyunca, orta Avrupa’da kaydedilmiş ve gözlemlenmiştir. Almanya’da ve İsviçre’de, bu baş göstermeler, son 200-300 yıldır, yaklaşık 30 senelik döngüler halinde görülmektedir. Büyük patlama yapmaları, 1940’lardaki ve 2. Dünya Savaşı’ndan sonra, 1950’lerdeki Batı Avrupa’da kaydedilmiştir, ancak 1980’lere kadar, böceğin nadir, muhtemelen soyu tükenme durumunda, olduğu düşünülüyordu ve bunun kaybı, gazetelerde, manşetlere taşınmıştı ve çevre kirliliğinin göstergesi olarak nitelendiriliyordu. Böcek, o zamandan bu yana, İsviçre’nin, Macaristan’ın, Avusturya’nın ve Almanya’nın tamamında ve Ren Vadisi’nden Baltık Denizi’ne uzanan bölgede, yüksek bir nüfusa erişmekle beraber, yeniden toparlanma sürecine girdi.   
Görülmeye değer patlamalar göstermelerine rağmen, bok böceği nüfusları, genellikle, düşük yoğunluklardadır. Erginleri, kısa bir uçuş mevsimi esnasında, gece ortaya çıkmakla beraber, hayat döngülerinin çoğunu, toprakta gizlenmiş larvalar halinde geçirirler. Çevre bilimsel açıdan, bok böcekleri, bir K-stratejisi izlerler; nispeten düşük bir üreme kapasitesine sahiptirler ve sınırlı hareket ve nüfuslar arasında karışma olmakla birlikte, kararlı nüfuslarda görülmektedirler. Bu, başarılı bir stratejidir çünkü bok böcekleri, çölümsü çayırlıklardan ve tropik yağmur ormanlarına kadar değişen yaşam ormanlarında ve Antarktika hariç, tüm kıtalarda bulunurlar. 
Bok böceklerinin başarısı, diğer böceklerle az rekabet etmesinin yanında, larvalarının, düşük enerjili besinlerle -çim kökleriyle ve organik maddeyle- beslenebilme yeteneğinde yatmaktadır. Larvalar, bu maddeleri, özel bir değişime uğramış bağırsaklarındaki mikrobik faaliyetler sayesinde, enerjiye dönüştürebilir. Bu, bok böceği larvasının, çürüyen organik maddeden ve ölü ağaç gövdesinden taze gelişen köklere kadar değişen, çeşitli yaşam ortamlarından yararlanmasını sağlar. Bu kaynakları kullanarak, son derece başarılı olurlar, ancak bir niş, insan faaliyetine tesadüf ettiğinde, kendi doğal yaşam ortamlarında bile zararlı hale gelebilirler (Tablo 1).
Tablo 1. Yerel yaşam ortamlarındaki zararlı türler olarak önemli endemik bok böcekleri. [Jackson’dan (1992) alınmıştır].
Bölge 
Tür
Saldırılan ürünler
Avustralya
Adoryphorus couloni (Burm.) (kırmızı kafalı mayıs böceği)
Mera
Yeni Zelanda
Costelytra zealandica (Beyaz) (Çim kurtçuğu)
Mera
Kuzey Amerika
Cyclocephala (maskeli mayıs böceği)  türleri, Tomarus subtropicus (Blatchley) (=Ligyrus subtropicus) (Şeker kamışı kurtçuğu)
Çimen, şeker kamışı
Güney Amerika
Diloboderus abderus (Sturm) (Asma kilit böceği)
Mera, tahıllar
Güney Afrika
Heteronychus arator (Fabr.) (Siyah mısır böceği)
Mısır ve diğer tahıllar
Güney Asya
Holotrichia (beyaz kurtçuk) türleri
Yerfıstığı, baklagiller ve tahıllar
Batı Avrupa
Melolontha melolontha L. (yaygın mayıs böceği)
Ağaçlar (meyve ve ormancılık)
Asya/Pasifik
Oryctes rhinoceros (L.) (Hindistan cevizi gergedan böceği)
Palmiyeler
Orta Amerika  (Meksika-Kolombiya)
Phyllophaga (yaprak yiyen mayıs böcekleri) türleri
Mısır
Zararlı Olarak Endemik Bok Böcekleri
Endemik türler, patlama yaptıkları dönemlerde, doğal ekosistemlere zarar verebilirler. Ancak, tarım ve ürün üretiminden kaynaklanan peyzaj değişimleri, çoğunlukla, durumu şiddetlendirmektedir. Türlerin zararlı olarak ortaya çıkma yeteneği, evrimlerinin ve biyolojilerinin işlevidir. Pek çok bok böceği türü, larva döneminde çim köküyle beslenir ve dönemsel değişimlere maruz kalan yaşam ortamlarında, doğal olarak meydana gelirler. Örneğin, doğal çimlerle kaplı nehir taşma alanları, endemik Avustralya türlerinin geniş bir kısmının doğal habitatı gibi görünmektedir. Bu bölgelerde şeker kamışı Saccharum officinarum (L.)’nin yetiştirilmesi, bu böcekler için mükemmel bir kaynak sağlamıştır ve büyük bir zararlı canlı topluluğunun oluşmasına yol açmıştır.    
Meksika’da, Mısır, Zea mays (L), insanlar tarafından, 3.000 yıldır seçilip geliştirilmektedir ve temel bir besin maddesi olmuştur. Mısır üretiminin yoğunlaştırılması, bu yeni, insan tarafından değişime uğratılmış çevreye uyum sağlayabilen türlere fırsat yaratmıştır. Meksika, Scarabaeidae (Bok böcekleri ailesi) için bir çeşitlilik merkezi olup çok sayıda zararlı türü kaydedildiği halde, özellikle Phyllophaga cinsi başta olmak üzere ekonomik zararda, nispeten az sayıda tür başattır.  Morón tarafından listelenen Phyllophaga‘nın 369 türünden 20’den daha azının, zararlı durumunda bulunduğu düşünülmektedir. Bunların arasında, tüm Meksika dağlarında yayılmış olan P. obsoleta (Blanchard), P. ravida (Blanchard) ve P. vetula (Horn) yer almaktadır. P. menetresi (Blanchard) gibi diğer türler, Orta Amerika’daki şiddetli zararlılardır. Phyllophaga crinita (Burmeister), kuzey Meksika’daki çayırlıklara ve tahıllara zarar vermektedir. Bunun dağılımı, iyi bakımlı çimlere olduğu kadar, doğal meralara zarar verebildiği Teksas’a ve ABD’nin diğer güney eyaletlerine kadar uzanmaktadır.
ABD, geniş bir doğal bok böceği çeşitliliğine sahiptir ve birkaçı, zararlı olarak kaydedilmektedir. Bunlar, P. anxia (LeConte), P. rugosa (Melsheimer), Cyclocephala borealis (Arrow), C. lurida (Bland), C. hirta (LeConte), C. parallela (Casey), Anomala flavipennis (Burmeister), A. marginata (Robinson), Macrodactylus subspinosa (Fabr.), Cotinus nitida (L.), and Ataenius spretulus (Haldeman) gibi, çim bitkileri zararlılarını içermektedir. Tomarus subtropicus (Blatch.) (=Ligyrus subtropicus), Florida’daki şeker kamışının önemli bir zararlısı olabilir.       
Yadava (1992), Holotrichia‘nın 5 türü dahil, hepsi yerel türler olan, Hindistan’a ait yedi önemli kurtçuk zararlısını listelemiştir. Kuzey Hindistan’da, H. consanguinea (Blanchard), ürünlerdeki baskın zararlı tür olmasına rağmen, güney Hindistan’daki başlıca yerfıstığı zararlıları, H. reynaudi‘yi (Blanchard) ve H. serrata‘yı (Fabr.) kapsamaktadır. Holotrichia cinsi, tüm Palearktik bölgesi boyunca bulunmaktadır ve Çin’de ve Japonya’da da, endişeye neden türler vardır. Çin’deki bok böceği türlerinden, yaklaşık 20 tanesi zararlıdır. Kuzey Asya’da, Holotrichia‘nın yerini, baskın zararlı türü olarak Popillia almaktadır, ancak kaydedilen yüzlerce endemik Popillia türünün, sadece, birkaçının zararlı olduğu düşünülmektedir. Bunlar; Çin’deki P. quadriguttata (Fabr.), P. atrococrula (Bates); Japonya’daki P. japonica (Newman) ve P. lewisi (Arrow); Kore’deki P. uchidai (Niijimi ve Kinoshita) ve P. indigonacea (Motschulsky) türlerini içermektedir.
Orta Avrupa’da kaydedilen yaklaşık 150 bok böceği türü içerisinde, zarar yönünden, sadece, dört yerel tür baskındır: M. melolonthaM. hippocastaniAmphimallon solstitialis (L.) ve Phyllopertha horticola (L.). Avustralya’da, 3.000 endemik bok böceği türünden, 30’dan daha azı, zararlı olarak görülmektedir. Yeni Zelanda’da, diğer biri ya da ikisi, bazen, küçük zararlı durumunda olmakla birlikte,  kaydedilen 100 endemik bok böceğinden, sadece, bir tanesinin (C. zealandica) büyük bir zararlı olduğuna inanılmaktadır.
Bu nedenle, bok böceği zararlıları, önemli olup (Antarktika haricindeki) tüm kıtalarda görüldüğü açıklanmasına rağmen, toplam bok böceği türü içerisindeki zararlıların oranı, sadece % 1-2’dir. Bu, zararlı durumuna yol açan özelliklerinin Scarabaeidae (Bok böcekleri) ailesi içerisinde nispeten nadir olduğunu ve zararlı duruma gelmelerini için besin, çevresel koşullar ve yapının bileşiminin gerekli olduğunu ima etmektedir.
İstilacı Zararlılar Olarak Yabancıl Bok Böcekleri
Bok böcekleri, yeni yaşam ortamlarında zararlı hale gelebilirler ve bunların yayılmasına, insan faaliyeti yardımcı olmaktadır (Tablo.2). En iyi bilinen istilacı türlerden birisi, Japon böceği Popillia japonica‘dır (Newman). Bu böceğin, anavatanında zararlı olduğuna inanılmamıştır, ancak 1900’lerin başlarında kazara ülkeye girdiğinden bu yana, doğu ABD’de, şiddetli sorunlara yol açmaktadır. ABD Tarım Bakanlığı (USDA), bu böcekle ilgili yoğun araştırma programları yürütmüştür. Ancak, neredeyse, bir asra yaklaşan araştırmaya ve kontrola rağmen, Japon böceği, halen, önemli bir zararlı olarak görülmektedir. ABD’de iç karantina düzenlemelerine tabi olan az sayıda zararlıdan biridir ve bitkilerin ve hayvanların sınırlı hareketine neden olmaktadır. Bu girişimlere rağmen, istila ettiği alan, yaklaşık ülkenin yarısını kaplamaktadır.    
Tablo 2. Yeni çevrelere sokularak kazara zararlı hale getirilen bok böceği türleri.
Yaygın Adı
Bilimsel Adı
Yeni Yeri
Yıl
Çin gül böceği
Adoretus sinicus Burm.
Hawaii
1891 a
Hindistan cevizi gergedan böceği
Oryctes rhinoceros (L.)
Burma
1895 a
Doğu böceği
Anomala orientalis Waterhouse
Hawaii
1908 a
Hindistan cevizi gergedan böceği
Oryctes rhinoceros
Samoa
1909 a
Hint gül böceği
Adoretus versutus Harold
Samoa
1914 a
Tazmanya çim kurtçuğu
Aphodius tasmaniae Hope
Yeni Zelanda
1916 a
Japon böceği
Popillia japonica Newman
ABD
1916 a
Doğu böceği
Anomala orientalis Continental
ABD
1920 a
Asya kanatlı bahçe böceği
Maladera castanea (Arrow)
ABD
1921 a
Siyah mısır böceği
Heteronychus arator (Fabr.)
Avustralya
1930 a
Kulkas böceği
Papuana huebneri (Fairmaire)
Kiribati
1934 a
Siyah mısır böceği
Heteronychus arator
Yeni Zelanda
1937 a
Avrupa mayıs böceği
Amphimallon majalis (Razoum)
ABD
1940 a
Arjantin gergedan böceği
Cyclocephala signaticollis Burm.
Avustralya
1950 b
Hindistan cevizi gergedan böceği
Oryctes rhinoceros
Fiji
1953 a
Hindistan cevizi gergedan böceği
Oryctes rhinoceros
Mauritius
1962 a
Kırmızı kafalı mayıs böceği
Adoryphorus couloni Burm.
Yeni Zelanda
1963 a
(Yaygın ismi yok)
Hoplochelus marginalis (Fairmaire)
Reunion
1972 a
Zümrüt böceği
Protaetia pryeri (Jensen)
Midway
1972 c
Japon böceği
Popillia japonica
Azorlar
1974 a
Hindistan cevizi gergedan böceği
Oryctes rhinoceros
Reunion
1978 a
Hint gül böceği
Adoretus versutus Harold
Vanuatu, Futuna Adası
1982 a
(Yaygın ismi yok)
Maladera matrida Argaman
İsrail
1983
Kulkas böceği
Papuana uninodis Prell
Fiji
1984
Kulkas böceği
Papuana türleri
Yeni Kaledonya
1993 d
(Yaygın ismi yok)
Maladera matrida
Suudi Arabistan
1997 e
a  Jackson 1992.
b   www.ecogrow.com.au
c  Nishida 1999.
d   B.M. Thistleton pers comm.
e  Harari et al. 1997. 
ABD’deki diğer yabancıl zararlı bok böcekleri, tamamı, muhtemelen, ithal edilen fidanlık mallarının kök topakları içerisinde ülkeye getirilmiş olan, Avrupa mayıs böceğini  (Amphimallon majalis [Razoum]), doğu böceğini [Anomala orientalis (Waterhouse)] ve Asya kanatlı bahçe böceğini (Maladera castanea [Arrow]) kapsamaktadır. Avrupa mayıs böceği, doğal ortamı olan Avrupa’da, asla, bir zararlı olmamıştır ancak ABD’de, bu açıdan önem kazanmaktadır. Yayıldığı sahayı genişletmektedir ve British Columbia’da yeni varlık göstermekle beraber, batıda Michigan’a kadar uzanan kuzeydeki ABD eyaletlerinin ve Kanada eyaletlerinin sırası boyunca yayılmıştır. Avrupa mayıs böceği, fidanlık ürünlerinde, giderek, özel bir sorun haline gelmektedir çünkü diğer çoğu bok böceğine göre, böcek öldürücülerle (insektisid) ve biyolojik etkin maddelerle öldürülmeleri daha güçtür. Doğu böceği de yayılımını, ABD’nin doğu sahilinden, batıya doğru giderek genişletmektedir ve çim bitkileri ve bitki fidanlıkları zararlısı olarak endişe kaynağıdır.    
Kuzey Amerika’da, Avrupa’dan ve Asya’dan gelen, birkaç istilacı bok böceği zararlısı vardır, ancak Asya’da ve Avrupa’da Kuzey Amerika’ya ait bok böceklerinin, yaşam gösterdiğine dair hiçbir rapor bulunmamaktadır. Kuzey Amerika’daki bok böceklerinin göç etmemesine rağmen, Japon böceği, ABD’den gelerek, Azorlar’a yerleşmiştir. Dünyanın çoğu yerinde, bu zararlının, uygun yaşam ortamı bulabileceği tahmin edilmektedir. Hindistan’ın yerel türü olan Maladera matrida (Argaman), Orta Doğu’da, ciddi bir zararlı haline gelmiştir. Bu polifag (birçok besinle beslenebilen) zararlı, ilk kez, 1983’te, İsrail’de ve daha sonra, Suudi Arabistan’da kaydedilmiştir. Ergin kın kanatlıları, süs bitkilerinin, meyve bahçesi ağaçlarının ve günbatımından sonra sulanmış ürünlerin yapraklarıyla beslenir; oysa, larvaları, patateslerin, tatlı patateslerin ve yerfıstığının zararlısıdır. Pek çok istilacı böcek gibi, nüfusu, daha düşük istila seviyesinde kararlı hale gelmeden evvel, ilk geldikten sonra patlama yapmıştır.
Tropik Pasifik’te, gergedan böceği (O. rhinoceros), en olası biçimde, adalar arasında, küçük gemilerle kurutulmuş hindistan cevizi içi nakliyle, Asya’dan Orta Pasifik’e ve Hint Okyanusu’ndaki adalara yayılmıştır. Kitle halinde patlamaları, 20. yüzyılın başında Samoa’da ve daha sonra Fiji’de meydana gelmiştir. Patlamaları, Kiribati’deki kulkas yetiştiriciliğini ve temel besin ürünü olarak kullanımını bitirip Fiji’deki ekonomik üretime şiddetli biçimde zarar vermekle birlikte, Kulkas böcekleri (Papuana türleri) de insan faaliyetiyle, Pasifik üzerinden göç etmiştir.   
Protaetia türleri, genel olarak, zararlı olduklarına inanılmayan tüm Asya’da ve Afrika’da dağılmıştır. Bunun müstesna bir durumu, Zümrüt böceği P. pryeri‘nin (Jansen), sıçan yok etme programlarından sonra, nüfusunun patladığı Midway Atolü’nde meydana gelmiştir. Kın kanatlılar, ürünlerin büyük bir kısmını yok etmiş ve turistlere yapışarak, onları rahatsız etmiş ve adalar arasında dağılma şanslarını artırmışlardır. Böcek, ayrıca, günümüzde, Guam’da yaşam alanı bulmuştur.
Ayrıca, Güney Yarı küre, istilacı türlerden muzdariptir. Güney Afrika kara böceği Heteronychus arator (Fabr.), mısır ürünlerinde, önemli bir zararlıdır ve tüm Avustralya’da ve Yeni Zelanda’da yayılmıştır. Üstelik, Avustralya zararlıları olan kızıl başlı mayıs böceği A. couloni (Burmeister) ve Tazmanya çim kurtçuğu Acrossidius tasmaniae (Hope), Yeni Zelanda’ya girmiştir. Tazmanya çim kurtçuğu, özellikle Yeni Zelanda’nın kurak doğu sahili bölgesindeki meraların, bazen etkili olan bir zararlısıdır. Kızıl başlı mayıs böceği, halen, nispeten küçük bir alanla sınırlanmıştır, ancak ilk giriş noktasından durmadan yayılmaktadır. Ayrıca, Avustralya; New South Wales’teki çayırlarda ve hoş görünümlü çimlerde ve hatta başkent Canberra’daki parlamento çimenlerinde yerleşmiş olan, Arjantin gergedan böceği Cyclocephala signaticollis (Burmeister) tarafından işgal edilmiştir.  
Ayrıca, çoğu istilacı bok böceği,  ana vatanlarındaki bölgelerde zararlı olarak bilindiği halde, Japon böceği gibi bazı türlerin, kendi doğal yaşam ortamlarında, şiddetli zararlılar olarak görülmemesi ilginçtir. Japon böceği ve diğer istilacılar, nüfuslarının daha düşük seviyeye azalmasından sonra, yeni bölgelerdeki patlama safhaları sırasında, muazzam sayılar oluşturma örneği göstermektedir. Benzer bir örnek, önemli arazi kullanımlarından (örneğin, sulama ya da golf sahalarının oluşturulması) sonra, endemik bok böceklerinin patlamasında görülmektedir. Patlama ve azalma örneği, bol kaynaklara ve az sayıda düşmana sahip bir alana ulaşan, öncü bir nüfus olmasından kaynaklanmış gibi görünmektedir. Bu, hızlı nüfus büyümesine ve yüksek nüfus yoğunluklarına ve daha sonra, düşman canlı omurgasızların ve mikropların faaliyetlerinden dolayı sayılarının giderek azalmalarına neden olmaktadır. Patlamaların tahmin edilebilmesi ve bunları idare edecek yöntemlerin geliştirilebilmesi için, bu olayın daha iyi anlaşılması bakımından, daha fazla araştırmaya gerek duyulmaktadır.           
Bok böcekleri türlerinin sayısının büyüklüğü, yüksek endemiklik göstermeleri ve zararlı olarak başarıları göz önüne alınırsa, istilacı zararlı bok böceği türünün sayısı düşük görünmektedir. Endemikliğe neden olan belirli unsurların, bir şekilde, nüfusu oluşturacak birkaç bireyin uygunluğunu azaltmak gibi, istilacı türler olarak başarıyı sınırlaması mümkündür. Tropik türleri haricinde, ekvatoru geçip diğer yarı küreye geçerek, oraya yerleşen hiçbir istilacı türe rastlanmamıştır. Bu, pek çok zararlı türü tüm dünyaya yayılan Curculionidae (Hortumlu kın kanatlılar) ailesine, belirgin biçimde zıttır. Muhtemelen, işgal eden türlerin gizil (potansiyel) başarısı, yarı küreler arasında, eş zamanlı olmayan davranış meydana getirmekte olan bok böceklerinin mutlak mevsimselliği ile sınırlanmaktadır. Alternatif olarak, bok böceklerinde, yaz uykusuna yatma safhasının olmaması ve sınırlı yumurta yükü olması, yeni yaşam ortamlarına uzun yolculuktan sonra, oraya yerleşmesinin başarısını sınırlayabilir.            
İdare ve Kontrol
Bok böcekleri, çoğunlukla, kalıcı kimyasallarla kontrol edilmektedir ancak güvenlik ve çevre kirlenmesi ile ilgili kaygılar, biyolojik kontrol ve tuzaklama gibi diğer kontrol biçimlerine yönelmeye sebep olmuştur.
Kimyasal Pestisidlerin Kullanımındaki Eğilimler (Trendler)
Toprakta yerleşen bok böceği zararlılarının idaresi, 1950’lerden 1970’lere kadar, son derece kalıcı klorlu hidrokarbonların (DDT, Klordan, Dieldrin) kullanılmasıyla devrim geçirmiştir. Bu, hastalık koruyucu olarak uygulanabiliyordu ve uzun dönemde kontrol sağlıyordu ancak sürekli kullanımından sonra, böceğin direnç geliştirmesine neden oluyordu. Daha da kötüsü, bu pestisidlerin istenmeyen etkileri ve çevreyi kirletmesiydi ve bu nedenle, çoğu ülke, bunların kullanımını yasaklamıştır. Klorlu organik pestisid kalıntıları, uygulandıktan sonra, uzun yıllar toprakta değişmeden kalıyordu ve yavaş dağılmaları, kuzeydoğu ABD’de, özellikle fidanlıklarda, bok böceği sorunlarının artmasıyla ilişkilidir. Klorlu organik pestisidleri, daha az kalıcı, ancak daha zehirli olan karbamatlar ve fosfat bazlı böcek öldürücüler takip etmiştir. Islatma ve toprağa karıştırma kullanılmıştır ancak karmaşık toprak ortamında, zararlı ile kimyasalın birbirine temas etmesi zordur. Bitki kökleri çevresindeki toprağa, kimyasalın zerk edilmesi, kök hasarından fidanlık bitkilerini korumak için kullanılmaktadır. Ancak, karantina uygulamaları için gereken yüksek ölüm seviyelerini elde etmek için, topaklaşmış ve çuvala geçirilmiş fidanlık malları, sıvı kloropirofos (chloropyrophos) fıçılarına batırılmaktadır, ancak bu, her zaman etkili değildir. Plastik bir topak üzerinde, yavaşça ortama salınan klorpirofos formülasyonu, şeker kamışındaki bok böceklerinin kontrolünde kullanılmaktadır.        
Böcek büyüme düzenleyiciler ve neonikotinoid bileşikleri gibi, son yıllarda geliştirilen böcek öldürücüler, doğa açısından daha “yeşil”dir. Bunlar, böceğe özgü metabolik yollara dayalıdır ve sadece, küçük bir aktif madde miktarına gerek duymaktadır. Bunlar, ilk larva dönemlerinde en etkilidir ve kurtçuk hasarı, görünür olmadan uygulanmalıdır. Hasar belli olunca, zararlıların öldürülmesi için, kimyasalın toprağa nüfuz etmesini sağlamak çok güçtür. Üstelik, bazı bok böceği türleri, özellikle M. castanea, bu yeni kimyasallara karşı daha dirençlidir. 
Biyolojik Kontrol
Biyolojik kontrol, çoğunlukla, kimyasal kontrole alternatif (seçenek) olarak önerilmektedir ve  koşula bağlı parazitler (parazitoitler), avcılar ve hastalık yapıcı mikroplar ya da virüsler gibi, zararlının doğal düşmanlarının ustalıkla idare edilmesi ile ilgili olduğu için cazip bir seçenektir. Zararlı, özgün doğal düşman topluluklarının olmadığı yeni bir yaşam ortamına girdiğinde, yeni türlerin getirilmesi ile yapılmakta olan biyolojik kontrol, yabancıl zararlıların kontrolünde yaygın olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, biyolojik kontrol, ya yaşam ortamını değiştirerek ya da doğal böcek öldürücüler (biyopestisidler) gibi, kitle halinde üretilen canlıların uygulanmasıyla doğal düşmanları artırmakta ya da yeniden dağıtmakta kullanılabilir. Tüm bu yaklaşımlar, bok böceği zararlısı kontrolünde kullanılmaktadır ve aşağıda tartışılmaktadır.
Parazitoitler
Konakları üzerinde ya da içerisinde gelişmekte olan böcek parazitoitlerinin, bok böceklerine saldırdıkları görülebilir ancak bunlar, bok böcekleri nüfusları içerisinde genellikle bol değildir. En yaygın parazitoitler, Hymenoptera (zar kanatlılar) takımından Tiphiidae ve Scoliidae (mahmuzlu arılar)  ile Diptera (çift kanatlılar) takımından Tachinidae (tırtıl sinekleri) ailelerinde yer almaktadır.
Tiphia yaban arıları (Tiphiidae), pek çok bok böceğinin larvalarının münferit dış parazitleridir ve yabancıl bok böceği zararlılarının kontrolü için, ABD’ye başarıyla sokulmuş 4 türü içermektedir. İlk yerleşmelerinden sonra, yaban arısı nüfusları, 1950’lerde ve 1969’larda klorlu hidrokarbonların yoğun kullanımıyla büyük oranda düşmüştür. Günümüzde, yine de, bahar “tiphia”sı T. vernalis Rohwer’in sayıları toparlanmış ve Japon böceğinin en yaygın parazitoiti olmuştur. Tiphia pygidialia Allen, çoğunlukla, Cyclocephala türlerine saldırmaktadır. Tiphia yaban arıları, topraktaki kurtçuğun dışkısındaki ‘kayremonlar’ı [bir türün, diğerinin/ diğerlerinin (örneğin, parazit) yararına, işaret ya da cezbedici bir unsur olarak, istemeyerek yaptığı salgı], takip ederek konaklarını bulurlar. Üstelik, gıda bitkileri, ergin yaban arıları için mevcut ise, asalaklık oranları artış göstermektedir. Ayrıca, bahar “tibia”sı, doğu böceğine ve diğer yabancıl bok böceklerine saldırır, ancak ister arazide ister laboratuvarda, endemik türlere zarar vermemektedir.            
Doğuran sinekler (Tachinidae), bok böceği erginlerinin ve larvalarının iç parazitleridir. Konağın vücut boşluğu içerisinde gelişen büyük larvalara sahiptirler. Bir doğuran sinek türü olan Istocheta aldrichi (Mesnil), yumurtalarını, ergin Japon böceklerinin göğsüne bırakır. Yeni Zelanda’da, Prociscio cana Hutton, yumurtalarını, C. zealandica‘nın larvalarına bırakmaktadır ancak, sadece, üçüncü deri değiştirme safhasındaki larvalarının, yazın kanat oluşumuna tesadüf ettiği durumlarda, iki yıllık hayat evreli nüfuslara zarar verebilirler.
Avcılar
Avcıların, topraktaki larvalara önemli bir etkisi olabilir ve zararlı seviyelerinin idare edilmesinde kullanılabilirler. Örneğin, karıncaların (Formicidae), karafatmaların (Carabidae) ve kısa kanatlı kın kanatlıların (Staphylinidae), Ataenius spretulus‘un (Haldeman), A. granarius‘un (L.), P. japonica‘nın ve C. lurida‘nın nüfuslarını azalttığı gösterilmiştir. Avcılar, kimyasal tarım ilaçlarına karşı son derece hassastır ve kullanımlarının kısıtlanması, avcı nüfuslarında artışa neden olabilir. Karışık halde, yaban çiçeklerinin yetiştirilmesiyle, yaşam ortamının ustalıkla idare edilmesi de Japon böceği avcısı seviyelerini artırmaktadır.
Hastalık Yapıcılar (Patojenler)
Scarabaeidae (bok böcekleri) ailesiyle bağlantısı bulunan çok sayıda böcek hastalık yapıcısı vardır ve birkaçı, zararlı idaresinde kullanılmaktadır. Yeni Zelanda çimi kurtçuğu gibi iyi incelenen türler, 20’den fazla hastalık yapıcı mikrop ve iplik solucanı türü için doğal konaklardır. Bazı türlerin, yüksek hastalık yapma potansiyelinin nedeni, uygun yerlerde uzun süreli işgal etmesi olduğu kadar, yüksek böcek yoğunluklarına neden olan, genel sürekli artımlı nüfus büyüme biçimi olabilir. Bu unsurlar, hem aynı nesilden kın kanatlılar arasındaki hastalık yapıcıların yatay naklini, hem de toprakta yaşamını sürdüren hastalık yapıcılarla nesiller arasındaki dikey naklini kolaylaştırır.  
Toprakta yaşayan bok böcekleri, buradaki mikropların toplandığı bölgelerle yakın ilişkilidir ve bu da, hastalık yapıcıların naklini kolaylaştırmaktadır. Bok böceklerine, şu büyük şubelerin tamamına ait mikroorganizmalardan hastalık geçmektedir: virüsler, bakteriler, mantarlar ve tek hücreliler. Ayrıca, böceklerde hastalık oluşturan iplik solucanları, tam manasıyla parazit olmalarına rağmen, böceklerde hastalık yapan bakterilerle ortak yaşam ilişkilerinden, incelenme yöntemlerinin benzerliğinden ve biyolojik kontrolde gizil (potansiyel) kullanımlarından dolayı, bu bölümde yer almaktadır. Kontrol ajanları olarak, mikroorganizmaların incelenmesi ve kullanımlarının geliştirilmesi için, bok böceği hastalık yapıcılarının toplanma, tanımlanma ve denenme yöntemleri, Lacey (1997) ve Klein ve arkadaşları (2000) tarafından derlenmiştir.    
En bilineni gergedan böceği O. rhinoceros‘un Oryctes virüsü olmakla beraber, bok böceklerine, birkaç virüsten hastalık geçmektedir. Bu, koruyucu protein örtüsüne sahip olmayan eşsiz, kapsülsüz bir virüstür. Bu, ortamdaki direncini sınırlamasına rağmen, virüs, son derece etkilidir ve ergin kın kanatlılar arasında kolaylıkla nakledilmektedir. Bu özelliklerinin anlaşılmasıyla, virüsün, zararlı idaresinde kullanımı mümkün olmuştur. Virüs, izole edilebilmektedir ve saflaştırılmış taze bireyleri, ergin kın kanatlılara hastalık geçirebilmektedir. Hastalığın geçtiği kın kanatlılar, sonradan, sağlıklı nüfuslara bırakılırlar ve burada, virüs, nüfusa doğal olarak yayılır. Virüs, böcek mide-bağırsak hücrelerine hastalık geçirir ve beslenmesini ve doğurganlığını azaltır. Virüs, yüksek düzeylere ulaştığında, larvalara, kendi kompost (bitki artıklarından yapılan gübre) geliştirme yerlerinde hastalık geçer. Virüs, ergin kın kanatlıların toplanma davranışı döneminde nakledildiği için etkilidir. 5 on yıldır bu programın başarısına rağmen, virüs, düşük hastalık geçirme seviyelerinden dolayı, bok böceği cinsi Oryctes dışındaki zararlı türlerinde kullanılmamaktadır ve diğer türlerde, hiçbir benzer virüs bulunmamaktadır. Bu araştırma, en büyük dirence ve etkiye sahip olanlarını belirlemek için, virüs içerisindeki soy farklılıklarının sınanmasına odaklanmaktadır. Ayrıca, bok böceklerine, çiçek hastalığı virüslerinden ve yanardöner virüslerden hastalık geçer, ancak bunların bok böceği nüfuslarına etkisi bilinmemektedir ve bunlar, zararlı idaresinde kullanılmamaktadır.  
Sütümsü beyaz kurtçuk hastalığı, ayırt edicidir ve sadece bok böceği larvalarında bulunmaktadır. Paenibacillus popilliae (Dutky) bakterisinden kaynaklanmaktadır. Bakteri, bok böceği larvalarının kanında (hemolenf) grup halinde toplanıp yerleşirler ve kanına ayırt edici bir sütümsü beyaz rengini veren, ışığı kıran sporlar oluştırurlar. Sütümsü beyaz kurtçuk hastalığı organizmaları, tüm kıtalardaki bok böceği nüfuslarında bulunmaktadır, ancak, tüm konakları gibi, değişik türlere özgünlük gösteriyor gibi görünen farklı biçimlerde ortaya çıkmaktadırlar. Sütümsü beyaz kurtçuk hastalığı bakterileri, 1940’lar-1960’lar arasındaki büyük bir savaş sırasında, laboratuvarda üretilmiş ve Japon böceklerine nakledilmiştir. Bakterinin formülasyonu, ticarileştirilmiş ancak bakterinin kullanımı, canlı içerisinde üretiminin yüksek maliyeti ve hastalığın yavaş artış göstermesinden dolayı sınırlanmıştır. Redmond ve Potter (1995), bakterinin, daha geniş zararlı idaresi programlarının parçası olarak, aşılama ajanı kullanılmasının, en iyisi olduğunu ileri sürmüştür. Bu yaklaşım, toprakta pek çok yıl yaşayabilen ve yeniden canlı hale geçmesi (germinasyon) için, konak böceğin mide-bağırsağındaki özel koşullara gerek duyan P. popilliae‘nin dirençli doğasından yararlanacaktır.
İlginç olarak, iyi bilinen hastalık yapıcı Bacillus  thuringiensis‘in (Berliner) çoğu soyu, bok böceklerine ya az etkilidir ya da hiç etkisi yoktur. Bu direnç, larvalarının, topraktaki bakterilerle yakın ilişkisi sonucu evrimleşmiştir. Ancak, organizma, geniş ve giderek genişleyen bir toksin (zehir) kaynağıdır ve son zamanlarda elde edilen bir izolat (tecrit edilerek elde edilen tür nüfusu) Buibui soyunun, Japon böceği dahil parlak yaprak mayıs böcekleri zararlılarına karşı etkili olduğu gösterilmiştir. Bu organizmanın protein/spor karışımlarının, bok böceği larvalarına karşı etkili olduğu kanıtlanmıştır, ancak halen, ticari olarak, bok böceğinin biyolojik kontrolü için geliştirilmesi gerekmektedir.
Yeni Zelanda’da, spor oluşturmayan Serratia cinsi bakteri türlerinin soyları, Yeni Zelanda çim kurtçuğu C. zealandica‘da kehribar hastalığına yol açar. Hastalık yapan soyları, özgün bir plazmit içerir ve bunların yutulması, beslenmenin durmasına, mide-bağırsağın temizlenmesine ve sonunda, ölüme neden olur. Yeni yayıldıkları meralarda genellikle hastalık yapmadıkları halde, doğal kehribar hastalığı salgınları, birkaç mevsim boyunca gelişirler. Bu, biyolojik kontrol için fırsat yaratır ve bu şekilde, yapay olarak üretilmiş bakteriler, hastalığın ilerletilmesi ve mera hasarı oluşumunun engellenmesi için sağlıklı nüfuslara uygulanabilir. S. entomophila‘nın (Grimont et al.) soyları, on yıldan uzun süredir çim kurtçuğunun biyolojik kontrolü için ticarileştirilmiştir ve halen başarıyla kullanılmaktadır. Yoğun denemelere karşın, başka hiçbir bok böceğinde, plazmit taşıyan soylara hassasiyet görülmemiştir. 
Bok böceklerinde, tek hücreli canlıların da hastalık yaptığı bilinmektedir. Avustralya’da ve Yeni Zelanda’da, “microsporidia”lar (tek hücreli zorunlu hücre içi paraziti) ( Nosema türleri, Vavraia türleri), koksidler (=Coccidia) ( Adelina türleri) ve neogregarinler (= neogregarine) ( Mattesia türleri), yaygın olarak bulunmaktadır ve bazen salgına neden olabilirler. Benzer bir bileşim, Avrupa’daki bok böceklerinden de izole edilmiştir. Kuzey Amerika’da, bok böcekleri hastalıkları olarak, sölom içerisinde tek hücrelilerin kaydedildiği olaylar çok azdır. Raporlar, Japon böceğinin malpighi tüplerine hastalık geçiren bir microsporidia olan Ovavesicula popilliae (Andreadis and Hanula) ile sınırlıdır. Ancak, mide-bağırsağa yerleşen gregarinler, dünyanın çoğu yerinde, bok böceği larvalarının sindirim sisteminde bulunmaktadır.      
Böceklerde hastalık yapan Metarhizium ve Beauveria mantar cinsleri, topraklarda, aynı zamanda, her yerde mevcuttur ancak bok böceklerine, sürekli, hastalık geçirilmesi, çoğunlukla, B. brongniarti (Saccardo) Petch türü ve büyük sporlu varyete M. anisopliae var. majus (Metch.) Sorokin içerisindeki özgün soylarla sınırlıdır. Örneğin, Hoplochelus marginalis (Fairmaire) bok böceği, 1960’larda, kaza eseri sokulduğundan beri, Reunion adasında, şiddetli bir zararlıdır. Böcek, mantar izolatlarının geniş bir bölümüne dirençli olmakla birlikte, Madagaskar’daki gerçek yaşam ortamından izole edilen B. brongniartii‘nin bir soyuna, son derece hassas olmuştur. Bu, denenen soyların geniş bir kısmı içerisinde, büyük farkla en etkili olmuş, ancak diğer böcekler üzerine, az etki göstermiştir. B. brongniartii‘nin diğer soyları, M. melolontha‘dan izole edilmiştir ve Avrupa’daki bu zararlının kontrolünde kullanılmaktadır. Ayrıca, Avustralya’daki şeker kamışı kurtçuklarının da mantarlarla kontrolü hedeflenmektedir. Şeker kamışı kurtçuğu Dermolepida albohirtum (Waterhouse), zararlı için ticarileştirilen M. anisopliae‘nin özel bir soyuna (FI-1045) son derece hassastır.
İplik solucanlarının büyük bir bölümü, bok böceklerinden izole edilmiştir ancak zararlı kontrolü amacıyla, dikkatler, Steinernematidae ve Heterorhabditidae ailelerine ait ipliksi solucanlar üzerine odaklanmaktadır. Bu türler, ipliksi solucanlarla hedef konağın içerisine atılmak suretiyle, ortak yaşadıkları (simbiyoz) bakterileri taşıyarak, bakteri kaynaklı kan zehirlenmesine ve ölüme neden olurlar. Daha sonra, ipliksi solucanlar, bunu takiben meydana gelen “bakteri çorbası”nda ürerler. En iyi sonuç, toprak üzerinden konaklarına yerleşmekte olan büyük “kruvazör” ipliksi solucanlardan – örneğin, Steinernema glaseri (Steiner), Heterorhabditis megidis (Poinar et al.), ve H. bacteriophora (Poinar)- elde edilmekle birlikte, ipliksi solucanlar, pek çok laboratuvar ve arazi denemelerinde değerlendirilmektedir. Maalesef, bu büyük, faal ipliksi solucanların yetiştirilmesi, formül haline getirilmesi ve muhafaza edilmesi zordur. Üretim ve saklama gereksinimleri, son zamanlarda, keşfedilen bok böceğinde faal olan ipliksi solucan S. scarabaei‘nin (Stock and Koppenhofer) başarılı kullanımını sınırlayabilir. Bu ipliksi solucan, doğu böceğinden izole edilmiştir ve Avrupa mayıs böceği dahil, önemli bir bok böceği zararlı grubuna karşı etkilidir. Bugüne kadar, sadece, canlı bok böceği larvalarında yetiştirilmektedir. Böceklerde, hastalık yapan ipliksi solucanların kullanım teknikleri, Ohio Zirai Araştırma ve Geliştirme Merkezi’nin internet sitesinde (http://www.oardc.ohio-state.edu/nematodes) ya da ‘‘Entomopathogenic Nematodes: Tools for Pest Management’’ (Hastalık Yapıcı İpliksi Solucanlar: Zararlı Yönetimi Araçları) eğitim videosunda bulunabilir. İpliksi solucanlarla ilgili genel bir sorun, etkinliklerinin, çoğunlukla, bok böcekleri larvalarının faal olduğu, serin toprak sıcaklıkları ile sınırlı olmasıdır. Yine de, etkisi, hedef böcekte davranış değişikliklerine neden olan, düşük oranlı neonikotinoid tarım ilaçlarıyla birlikte önemli oranda artabilir.          
Bu nedenle, bok böcekleriyle ilişkilendirilmiş hastalık yapıcıların, yüksek çeşitlilik göstermesine rağmen, pek çoğunun, düşük seviyelerde olduğu ve bok böceklerinin, – B. thuringiensis‘in ya da böceklerde hastalık yapan mantarların ticari soylarına karşı, bok böcekleri arasında yüksek oranda iç dirençten anlaşılabileceği gibi – pek çok özelleşmemiş hastalık yapıcılara, iç direnç gösterdiği görünmektedir. Bu, muhtemelen, topraktaki uzun evrimleri sırasında, mikroplarla bok böceklerinin sık sık mücadele etmesinin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu, bok böceklerine karşı hastalık yapıcıların etkin biçimde kullanılması için, konak direncini yenebilecek şekilde evrimleşmiş soyları seçmemiz gerektiği anlamına gelmektedir. Bunlar, kısmen nadir ve muhtemelen, konağa özgü olurlar. Bu hipotezi, ticari mikrobik ürünlerin veya yaygın kullanılan hastalık yapıcıların, birden fazla zararlı türüne karşı, arazi programlarında etkin olduğu örneklerin olmaması desteklemektedir (Tablo.3)    
Tablo.3. Bok böcekleri ailesinin (Scarabaeidae) biyolojik kontrolünde kullanılan hastalıklar ve ipliksi solucanlar.
Mikroorganizma ya da İpliksi Solucan
Hedef
Ürün İsmi
Kaynak
Metarhizium anisopliae (Yeşil Muskardin Mantarı)
Adoryphorus couloni Burm.
Biogreen
Rath ve arkadaşları, 1995
Serratia entomophila (Amber hastalığı bakterisi)
Costelytra zealandica (çim kurtçuğu)
Invade/Bioshield
Jackson ve arkadaşları, 1992; Jackson (baskıda)
Metarhizium anisopliae
Dermolepida albohirtum (kamış kın kanatlısı)
BioCane
Logan ve arkadaşları, 2000
Beauveria brongniartii (Beyaz Muskardin Mantarı)
Hoplochelus marginalis
Betel
Vercambre ve arkadaşları, 1994
Beauveria brongniartii
Melolontha melolontha
Engerlingspilz
Keller, 2000
Beauveria brongniartii
Melolontha melolontha
Melocont
Strasser, 1999
Oryctes virusü (Malaya Hastalığı Virüsü)
Oryctes rhinoceros
Bedford, 1980
Heterorhabditis bacteriophora
Phyllopertha horticola (Küçük gül böceği)
Nema-green
Ehlers ve arkadaşları, 2003
Paenibacillus popilliae (Sütümsü beyaz kurtçuk   hastalığı bakterisi)
Phyllophaga türleri
F. Badilla, (kişisel görüşü) 2005
Paenibacillus popilliae
Popillia japonica
Doom Milky Spore
Klein, 1992
Bacillus thuringiensis var. buibui
Popillia japonicaAnomala türleri
Alm ve arkadaşları, 1997
Feromonlar ve Gıda Yemleri
Bok böceklerinin karakteristik pullu yaprak antenleri, bok böceği davranışında ve çevre biliminde, uçucu kimyasalların önemli bir rol oynadığını göstermektedir ve çekici kimyasalların, cinsiyet ve toplanma feromonlarından bitki kayremonlarına kadar değiştiği bulunmuştur. Bitki yiyen bok böceklerinin kimyasal çevre bilimi (ekolojisi), Leal tarafından gözden geçirilmiştir ve burada, biz, bok böceği kontrolünde, çekicilerin kullanımı üzerine ek yorumlar getireceğiz.
Bitki Feromonları
Erkek kın kanatlıların, topraktaki ya da bitkilerdeki önemli konumlardaki dişi bireylerce çekilmesi, bok böcekleri (Scarabaeidae) ailesindeki cinsiyet çekicilerinin varlığının  güçlü bir göstergesidir. Ancak, bu cinsiyet çekicilerinin izole edilmesinin, çoğunlukla, ergin kın kanatlıların karmaşık davranışlarından ve izole edilen kimyasal karışımlarının karmaşıklığından dolayı zor olduğu kanıtlanmıştır. Feromonlar, böcek filogenisi ilgili olabilirler. Parlak yaprak mayıs böcekleri alt ailesinin (Rutelinae) kın kanatlıları, genellikle, cinsiyet feromonları olarak, yağ asidi türevlerini kullanmaktadır. Japon böceğinin cinsiyet feromonu, (R)-japonilur [(R)-japonilure], yağ asitlerinin çözülmesi ve bunun ardından, hidroksil (OH) katılması, zincir kısaltılması ve halka oluşturulması ile meydana getirilen bir laktondur (asit alkol). Benzer asit alkoller, kimyasal harmanlar, Anomala türlerinden de izole edilmiştir. Melolonthinae (mayıs böcekleri), kimyasal yapı bakımından, daha değişken olmaktadır. Yeni Zelanda’da, C. zealandica dişileri, erkeklerin çekiminde, mikroplar tarafından üretilen bir fenolü (asit fenik) kullanmaktadır. Holotrichia (beyaz larvalı, kök zararlısı mayıs böceği) türlerinin dişileri, ön üremeye çağırma davranışında, tersine döndürülen bezlerden, amino asit türevi feromonlar meydana getirirler.         
Toplanma Feromonları
Xylotrupes gideon (L.) gibi bazı büyük, boynuzlu Gergedan Böcekleri (Dynastinae) türlerinin ergin kın kanatlıları; erkeklerinin, dişilerini cezbedecek önemli konumları işgal etmeye mücadele ettiği topluluklar halinde, ağaçlarda bulunabilirler. Böyle grupların meydana gelmesi, toplanma hormonunun üretildiğini göstermektedir. Etil-4-metiloktanoat denen özel bir bileşik, hem Asya’daki O. rhinoceros hem de Afrika’daki O. monoceros (Olivier) tarafından üretilen toplanma feromonu olarak izole edilmiştir. 
Gıda Yemleri
Uçuş mevsimi esnasında, pek çok bok böceğinin bir özelliği, özgün ağaçları çevresine, büyük miktarda beslenen erginlerinin toplanmasıdır. Bu, bazı durumlarda, yatay bağlantı kesicileri gibi, özel görsel işaretlere atfedilebilir. Bunun yerine, toplanma, Japon böceklerinin toplanmalarını açıklamak için, Loughrin ve arkadaşları (1995) tarafından ileri sürülen, hasarlı yapraklar tarafından üretilen uçucu kimyasallara yanıt olabilir. Japon böceği, çiçeklere ve meyvelere güçlü biçimde çekilmektedir ve bu, tuzaklama stratejilerinde kullanılmaktadır. Son zamanlarda, Reinecke ve arkadaşları (2002), M. melolontha‘nın, M. hippocastani‘nin ve Phyllopertha horticola‘nın (L.) erginlerinin, hasarlı yapraklar tarafından üretilen alkollerce güçlü biçimde cezbedildiğini göstermiştir ve bu durum, uçuş mevsimi sırasında, özgün orman kenarlarında, bu böceklerin istilaya benzer biçimde toplanmalarını açıklayabilir.      
Feromonların ve Gıda Yemlerinin Tuzaklamada Kullanımı
Feromonlar ve gıda yemleri, izleme ve kontrol amacıyla, bok böceği zararlılarının idaresinde yaygın olarak kullanılmaktadır. 20.000’den fazla Japon böceği tuzağı, Batı Amerika’da dağıtılmaktadır ve zararlının herhangi bir işgal edici odağının tanımlanması ve ortadan kaldırılması için izlenmektedir. Tuzakların yemleri, ilk olarak, Ladd ve arkadaşlarınca tanımlanan, Japonilür (Japonilure) ile ‘propionat’ın (propionate), ‘öjenol’ün (eugenol) ve ‘geraniol’ün üçlü bileşiminin birleştirilmesiyle hazırlanır. Feromonların ve gıda yemlerinin çok sayıda böceği yakalayabileceği konusunda, pek az şüphe olmasına rağmen, hasarın önlenmesindeki ve zararlı nüfuslarının azaltılmasındaki etkilerine dair kanıtlar daha tartışmalıdır. Feromonların, bazı türlerin nüfuslarının azaltılmasında ve bok böceği davranışını engellemekte kullanılabileceği konusunda, artık, elimizde kanıtlar mevcuttur. Alm ve arkadaşları (1999), ABD’deki doğu böceklerinin dağılımının değerlendirilmesi için, “(Z)-7-tetradecene-2-one” feromonunu kullanmıştır. Sonradan, feromon; çayırlıkta, yüksek boylu yaban mersininde ve süs bitkileri fidanlıklarında, doğu böceğinin çiftleşmesinin başarıyla engellenmesi amacıyla, günümüze kadar, New Jersey’de kullanılmaktadır.            
Toplanma feromonları, güneydoğu Asya’daki yağ palmiyesi çiftliklerindeki zarar veren gergedan böceği Oryctes türlerinin erginlerinin tuzaklanmasında, yaygın olarak kullanılmaktadır. Chung (1997), etil-4-metiloktanoat ile yemlendirilmiş tuzaklarla, genç palmiyelerin zarar görmesininin azaldığını belirtmiştir. Feromon, Malezya’daki gergedan böceklerinin idaresinde, Oryctes virüsü ile beraber kullanılmaktadır.
Williams ve arkadaşları, gül böceği Macrodactylus subspinosus‘un  (Fabr.) cezbedicisi olarak, içerisinde ‘oktil butirat’ (octyl butyrate), ‘valerik asitler’ (valeric acid) ve ‘hekzanoik asitler’ (hexanoic acids) bulunan üçlü bir yem bileşimi tanımlamıştır. Bu bileşimin cezbedici gücü, içerisine trans-2-nonenol ve alpha ionone (alfa iyonon) eklenerek artırılmıştır ve bu bileşim, Ekvator’da, kın kanatlıların, kitlesel olarak tuzaklanması ve mısır ürünlerinin, hasardan korunması için kullanılmıştır.    
İlk olarak, Holotrichia parallela‘dan (Motchulsky) izole edilmiş olan L-izolösin metil esteri (LIME) feromonu, Midway Atölü’ndeki Protaetia pryeri‘nin tuzaklanmasında kullanılmaktadır. Bileşik, her iki cinsten kın kanatlıları cezbetmiş ve nüfusu, çok düşük seviyelere düşene kadar, iki yıl boyunca, birkaç haftada bir tuzaklanmış ve ortadan kaldırılmıştır. Son zamanlarda, LIME’ye ve L-izovalin metil esterine dayalı cezbediciler, Orta ve Kuzey Amerika’daki birkaç Phyllophaga türünün dağılımının haritalanmasında kullanılmaktadır.   
Gelecekte Zararlı Olarak Bok Böcekleri
Özellikle ürün üretiminin yoğunlaştırılmasıyla ve tarım ilacı içermeyen ürünlere tüketici talebinin artmasıyla, bok böcekleri, önemli ekonomik zararlılar olmaya devam edeceklerdir. Ürün idaresindeki değişimler ve yabancıl ürünlerin yeni çevrelere sokulması, yeni bok böceği zararlılarının ortaya çıkmasına sebep olacaktır. Burada, bok böcekleri ailesinde (Scarabaeidae) görülen dev çeşitliliğin, ziraatçılara hoş olmayan sürprizlere yol açması muhtemeldir. Artan küreselleşme ve dünya ticareti, bok böceklerine, hasar veren zararlılara dönüşebilecekleri yeni bölgelere yerleşmeleri için, daha fazla fırsat yaratacaktır. Bu böceklerin, hasar verme potansiyelleri konusundaki bilincin artması, karantina sistemlerinin geliştirilmesine ve patlamalarının azalmasına yol açmaktadır. Ancak, yerleşik kılınmasından sonra, bok böceği zararlılarını yerinden çıkarmak, son derece zordur ve bunların ortadan kaldırılmaları için, bütün teknolojilerin seferber edilmesi gerekir.
Kimyasal kontrolün kullanılmasına, bok böceği sorunlarının hızlı biçimde çözülmesi için devam edilecektir, ancak IPM ile idare, uzun dönemli çözüm açısından daha iyidir. Kontrol tekniklerinin kapsamı, kimyasal yemlerle, biyolojik tarım ilaçlarıyla ve çevresel idare seçenekleriyle, giderek genişlemektedir. Ürünlerimizdeki bok böceği nüfusunun patlamasının en kötü aşırılıklarını azaltacak ve bu şaşırtıcı bok grubunun çeşitliliğinden keyif almamızı sağlayacak olan şey, bu teknolojilerin bir arada kullanılmasıdır.
Teşekkür
Bana yardımcı olan herkese, özellikle bok böceği ekolojisi (çevre bilimi) ve biyolojik kontrolü hakkındaki yararlı ve uyarıcı tartışmalarından dolayı, AgResearch Lincoln Biyolojik Kontrol Teknolojileri  (Yeni Zelanda) ekibinden Richard Townsend’e ve çalışma arkadaşlarına ve makaleyi düzenlememize yardım etmesinden ötürü, Sarah Day’e teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Kaynak: Scarabs As Pests

Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu

HER HAKKI MAHFUZDUR.

Did you like this?
Tip qejxg with Cryptocurrency
Powered by BitMate Author Donations

Donate Bitcoin to qejxg

Scan to Donate Bitcoin to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some bitcoin:

Donate Bitcoin Cash to qejxg

Scan to Donate Bitcoin Cash to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send bitcoin:

Donate Ethereum to qejxg

Scan to Donate Ethereum to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Ether:

Donate Litecoin to qejxg

Scan to Donate Litecoin to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Litecoin:

Donate Monero to qejxg

Scan to Donate Monero to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Monero:

Donate ZCash to qejxg

Scan to Donate ZCash to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some ZCash:

Bok Böcekleri, Dışkıyı, Getiriye Dönüştürüyor

Özel makale:
CSIRO araştırmacısı John Feenan, Katie Fisher’a, böceğin, çiftliklere nasıl yarar sağladığını ayrıntılı olarak anlatıyor!  

Bok böcekleri, alçakgönüllü dışkı geri dömüştürücüleri, ziraatin sürdürülebilirliğinin geliştirilmesinde hayati oyuncular olarak ortaya çıkmaktadırlar.

Avustralya’daki et ve süt üreticileri birlikleri, küçük omurgasızları, “doğanın küçük yardımcıları ve geri dönüşümcüleri” olarak nitelendirmektedirler.

Günümüzde, kın kanatlılar, dışkı kümelerini gömerek ve içerisinde bulunan bakterilerle ve sularla beslenmek suretiyle, bunların geri dönüştürülmesinin ve toprak havalanmasının iyileştirilmesinin düşük maliyetli yolu olarak, giderek daha fazla tanınmaktadır.

Avustralya’da, her gün, yarım  milyon ton inek dışkısı toprağa bırakılmaktadır.

250 baştan oluşan bir sürüde; bu, günde 4,1 ton; yılda ise, 1.600 ton dışkının toprağa bırakıldığı anlamına
gelir.

Dışkı kümeleri altındaki yoğun faaliyet, kın kanatlılar, toprakta 30 cm.lik derinliğe kadar tüneller açtığı zaman
başlamaktadır.  

Tüneller boyunca, kın kanatlılar, kuluçka odaları oluştururlar ve buraya, dişileri, yumurtasını bırakır ve daha sonra, larvaları, gömülen dışkıyla beslenirler.

John, “Bu gezegende, çiftçilerin, otlaklarındaki dışkıyı, atığa dönüştürmeye en az cesarete edebileceği bir kıta varsa, burası Avustralya’dır.”, diye açıklamaktadır.

Kın kanatlılar, çiftliğin ortasına [çapı, 0,5 ha.yı (hektar) geçmeyen bir alana] salınmakta ve yerleşik kılındıktan sonra, ömür boyu orada kalmaktadırlar.

Uçma yetenekleri, çoğunlukla, komşu çiftliklerin de bundan faydalanmaları anlamına gelmektedir.

Etkili bir bok böceği nüfusunun potansiyel yararlarına 1 dolar para koymanın, nispeten kolay olduğunu söylemiştir.

Bir yılda, her 100 sığır için, gömülmeyen dışkının miktarı, yaklaşık 0,8 ton ürenin ve 1,2 ton normal süper fosfatın maliyetine denktir.

Kın kanatlının, yeni otlaktaki taze gıda kaynağına uçmasından dolayı, sıralı otlatma sistemlerinin, bok böceği nüfuslarını engellemediğini belirtmiştir.

1965’ten 1985’e kadar, CSIRO tarafından, Avustralya’ya, Afrika’dan ve Avrupa’dan, 50 farklı bok böceği türü sokuldu.

John, günümüzde, 35’ten fazla türün, buraya yerleştiğinin bilindiğini söylemiştir.

Sadece, kın kanatlıların 2 türü, güneydoğu Avustralya’nın çoğu yerinde, yaygın olarak bulunmaktadır ve faaliyetleri, yılın 3 ayı ile sınırlıdır.

John, yararlarından yaygın olarak faydalanılabilmesi için, geride kalan türlerin kolonileşme sürecinin hızlandırılması gerektiğini söylemiştir.

CSIRO projesine parasal desteğin durdurulduğunu; bu nedenle, bok böceklerinin Avustralya’da yaygınlaştırılmasının, şimdilik, çiftçilere ve Landcare gruplarına bağlı olduğunu belirtmiştir.

Şimdiye kadar, John, 18 farklı türün 3000’den fazla öncü kolonisini, güney Avustralya’daki çiftçilere dağıtmıştır.  

Geri dönüşümün, yılın çoğunda devam etmesi için, her çiftlikte, en azından, 10-12 türü yerleşik kılmayı amaçlamaktadır.

CSIRO’ya göre, bok böcekleri larvaları için zehirli olan bazı veteriner kimyasalları, bunların sayılarını etkilemektedir.

Şimdiye kadar, ıslatma ile uygulanan Cydectin, larvaları ve olgunlaşmamış kın kanatlıları öldürmeyen tek kimyasaldır.

Bok böceklerinin tünel açma davranışı, toprağın suyu emme ve tutma kapasitesini artırmakta; dışkıyı kullanma faaliyetleri ise, topraktaki besin döngüsünü artırmaktadır.

Bok böcekleri, 2-3 gün içerisinde, dışkı kümesini gömebildikleri için, ayrıca, heybetli çalı sineğinin üreme ortamını ortadan kaldırabilirler.

CSIRO, bok böceği faaliyetinin, çalı sineklerinin sayısını, % 99’a kadar azalttığını ifade ediyor.

Bir bok böceği kolonisinin (1500) maliyeti, 500 Avustralya Doları olup, yaklaşık 1 ton gübrenin fiyatına denk
gelmektedir.

John, sistemi benimseyen çiftçiler için, sorunun, gecikmeler olduğunu belirtmiştir.

Herhangi bir koloniyi, iyi bir şekilde, yerleşik kılmanın ve çiftçilerin gözle görülür sonuçlar elde etmelerinin, 2-3 yıl aldığını söylemiştir.

John, “200 yıllık yanlış yönetimin, 1500 kın kanatlıyla, birdenbire düzeltilmesini bekleyemezsiniz”, diye açıklamıştır.

John Feenan, bazı bok böceği türlerini gösterirken, onları, hararetle methediyor. 

Kaynak: Beetles turn dung to profit; The weekly Times, June 28, 2006; s.26

Did you like this?
Tip qejxg with Cryptocurrency
Powered by BitMate Author Donations

Donate Bitcoin to qejxg

Scan to Donate Bitcoin to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some bitcoin:

Donate Bitcoin Cash to qejxg

Scan to Donate Bitcoin Cash to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send bitcoin:

Donate Ethereum to qejxg

Scan to Donate Ethereum to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Ether:

Donate Litecoin to qejxg

Scan to Donate Litecoin to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Litecoin:

Donate Monero to qejxg

Scan to Donate Monero to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Monero:

Donate ZCash to qejxg

Scan to Donate ZCash to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some ZCash:

Ronald Rae’nin Bok Böceği Heykeli

Heykeltıraş Ronald Rae’nin, İskoçya, Falkirk Wheel’de (Falkirk Tekerleği), 2011 yılı boyunca sürecek sergisindeki eserlerden birini, bok böceği heykeli oluşturuyor. 

Falkirk Tekerleği’nin olduğu yerde, daha önce, 11 kademeli savaktan oluşan bir su kanalı olan, Falkirk Kanalı vardı. 1930’da bunun işlevini yitirmesi sonucu, Falkirk Tekerleği (Falkirk Wheel) inşa edildi. Burası, gemi kaldıracı olup, 24 metre kot (temel ile zemin arasındaki yükseklik) farkı olan iki su yolu arasında, gemileri indirip kaldırır. Üstelik, 6000 ton ağırlığındaki gemileri, sadece, 1,5 kW enerji harcayarak 24 metre yukarı kaldırmaktadır.

Tekerleğin alt ve üst kısımlarında bulunan havuzlara, gemiler, önce yavaşça giriyorlar. Uygulanan kaldırma kuvveti, yer değiştiren sıvının ağırlığına eşit olunca – gemilerin ağırlığı ne olursa olsun – iki havuzun ağırlıkları eşit olmaktadır. Normalde, aynı ağırlıktaki suyun, 5 buçuk dakikada, 24 metre yukarı çıkması için harcanan enerjinin, 1/3’ü kadarını kullanarak gemileri kaldırmaktadır. 

Gelişen kara ve demir yolu taşımacılığı nedeniyle, eski önemini yitiren Falkirk Tekerleği, turizm amaçlı olarak, halen kullanılmaktadır. Bu yönüyle, ekoturizme(çevre bilimsel turizm) örnek oluşturmaktadır. Kişi başı 8 sterline, bir saatlik tekne turu ile, bu deneyimi yaşayabilirsiniz.  

Falkirk Tekerleği’nin önden görünüşü.
Falkirk Tekerleği’nin önden görünüşü.

Neden buna değindiğimi sorarsanız, cevabım, bu tekerleğin çevrilmesini, bok böceğinin dışkı topağını yuvarlamasına benzetmemdir. 

Mısır mitolojisinde, bok böceği (scarab), güneşi, evrende yuvarlıyordu. Rae’ye, bu çalışma için ilham veren şey, British Museum’daki dev bok böceği anıtıydı. Ayrıca, böceklere büyük bir hayranlığı var — onları da Tanrı yarattı. Çerçevenin güneyinde, bir ozanın şu sözleri yer alıyor:

The sense of death is most in apprehension;
And the poor beetle, that we tread upon,
In corporal sufferance finds a pang as great
As when a giant dies.

William Shakespeare.

Bu dörtlüğün Türkçesi şöyledir:

Algımızda, en çok ölüm hissi vardır,
Ve üzerine bastığımız zavallı böcek,
Bedensel tahammülümüzdeki sızı da büyüktür öylesine,
Hem de bir devin öldüğündeki kadar.

Ronald Rae’nin bok böceği heykeli.
Satılık.
Malzeme: Granit.
Hacim: 90,5 x 213,5 x 183 cm.
Ağırlık: 5 ton.
Yer: Falkirk Tekerleği.
 


Yararlanılan Kaynaklar: 

  1. http://www.ronaldrae.co.uk/sculptures/dung-beetle
  2. http://merih135.blogspot.com/2010/01/falkirk-wheel.html?zx=2d61942d44af8ba5


Did you like this?
Tip qejxg with Cryptocurrency
Powered by BitMate Author Donations

Donate Bitcoin to qejxg

Scan to Donate Bitcoin to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some bitcoin:

Donate Bitcoin Cash to qejxg

Scan to Donate Bitcoin Cash to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send bitcoin:

Donate Ethereum to qejxg

Scan to Donate Ethereum to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Ether:

Donate Litecoin to qejxg

Scan to Donate Litecoin to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Litecoin:

Donate Monero to qejxg

Scan to Donate Monero to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Monero:

Donate ZCash to qejxg

Scan to Donate ZCash to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some ZCash:

Bok Böcekleri

Üzerinde çalıştığım bir çizim, genel olarak, bok böceklerine dayalıydı; bu nedenle, eski Mısır’daki sembolün kökeni ve önemi ile ilgili, hızlıca, bazı araştırmalar yapmayı düşündüm.

Bok böceği muskası, bir bok böceği türü olan Scarabaeus sacer denen, kutsal bok böceğine ya da bok böceğine dayalıdır  (Şekil.1). Bok böceği, yükselen güneş tanrısı, “var olan varlık” anlamına gelen, (ayrıca, Khepera, Kheper, Chepri, Khepra olarak da telaffuz edilen) Khepri tanrısıyla ilişkilendirilmiştir. Eski Mısırlılar, Khepri’nin, ufkun üzerinde kendisini yuvarlamadan önce, güneşi yenilediğine inanıyorlardı.

Kutsal bok böceği (Scarabaeus sacer)

Bok böcekleri; muska, sihir ve kraliyet mühürleri olarak kullanılıyordu ve fil dişinden, kaymak taşından, firuzeden, akikten (karnelyan), bakır taşından ve lacivert taşından yapılıyordu (Şekil.2).

Şekil.2.  Altından, akikten (karnelyan), firuzeden ve lacivert taşından yapılmış, Mısır kanatlı bok böceği

Bok böceği, cenaze töreni ile ilgili ayinlerde de kullanılıyordu. Büyük kalp bok böceği, cesedin göğsüne yerleştiriliyordu ve böylece, son yargılama sırasında, ‘doğruluk tüyü’ne karşı önlem alınması amaçlanıyordu. Muskalara, çoğunlukla, kalbe, ‘Ölüler Kitabı’ndan şu sözlerle yalvaran bir büyü yazılıyordu: “aleyhime tanık olarak durma”. Diğer bir olasılık ise, “cesedin ruhunun; insana, tanrıya veya kuşa dönüşebileceğini (xpr) ve canlılar dünyasında, yeniden ortaya çıkabileceğini tasdik etmekte olan, ‘Tabut Metinleri’nin ‘başkalaşım büyüleri’yle ortaya konması”dır (Şekil.3).

Şekil.3. Bok böceği muskası (üstten  ve alttan görünümü)

Kaynak: http://tainn.wordpress.com/2011/02/16/scarabs/

Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu

Her Hakkı Mahfuzdur. 

Did you like this?
Tip qejxg with Cryptocurrency
Powered by BitMate Author Donations

Donate Bitcoin to qejxg

Scan to Donate Bitcoin to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some bitcoin:

Donate Bitcoin Cash to qejxg

Scan to Donate Bitcoin Cash to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send bitcoin:

Donate Ethereum to qejxg

Scan to Donate Ethereum to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Ether:

Donate Litecoin to qejxg

Scan to Donate Litecoin to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Litecoin:

Donate Monero to qejxg

Scan to Donate Monero to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Monero:

Donate ZCash to qejxg

Scan to Donate ZCash to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some ZCash:

Bok Böceği – Siyah Bok Böceğinin Bilgeliği

Bok böceğine, eski Mısır’da ibadet ediliyordu. Güneş’i, gökyüzünde yuvarlayan Tanrı olduğuna inanılıyordu ve Khepri (vücut bulan varlık) ile ilişkilendirilmişti. Ancak, güneşin batmasıyla, üçüncü boyuta inmesiyle ve pek çok dinsel grubun ortaya çıkmasıyla, Siyah Bok Böceği’nin bize öğreteceği bilgeliği kaybettik.

Böceklerden, pek çok bilgelik öğrenebiliriz. Eterik enerjiye (¹) uyumludurlar ve antenleriyle güneş enerjisini alabilirler. Bok böceğinin istisnası yoktur. Siyah renkleri, ısıyı ve güneşin ışınlarını çekmektedir. Siyah araçlara sahip olanlarımız, bunu kanıtlayabilir. Pek çok böcek, güneşin ışınlarını almak için antenlerini kullanır ve bunu, antenleri arasında güneş olan bok böceği (Şekil.1) ya da iki anteni arasında, kafasının üzerinde güneş olan İsis resimleriyle (Şekil.2) tasvirlenmiş olarak görürüz. Yine de, arkeologlar, sadece, kın kanatlının simgeciliğinin, güneşi, gökyüzünde yuvarlayan Khepri tanrısı gibi, dışkıyı yuvarlayan haline inanmaktadır. Düşünce tarzlarını, 3 boyutlu algılamalarının ötesine esnetmeleri gerekiyor.

Şekil.1. Temsili olarak, antenleri arasında güneş bulunan bok böceği resmi

Şekil 2. Temsili olarak, antenleri arasında güneş bulunan, İsis resmi (Resmin kaynağı: http://www.robinsonlibrary.com/philosophy/religions/egyptian/graphics/isis4.gif)

Çoğumuza, güneşin merkezinden ya da baş meleklerden elde edebileceğimiz, 7 ya da 12 ışın olduğu zaten öğretilmiştir. Bunlar, titreşimimizi artırmamızı sağlayan ve bize günlük hayatımızda, bunu uygulamamıza yardım eden enerji ışınlarıdır (Şekil.3). Böcekler sayesinde, simya ve çevreyi aydınlatma için bu ışınları nasıl kullanacağımızı öğrenebiliriz. Bu ışıklardan istifade edeceğim zaman, şahsen, bir oktahedron (sekiz yüzlü) kullanıyorum ancak bu, başka bir blogun konusudur.    

Şekil.3. Yedi Işının Dağılışı

Küçük katılım: 7 ışın, Krallar ve Kraliçeler’in olduğu kadar, Katolik Kilisesi tarafından da saklanmış bilgilerdir. Eğer Avrupa’daki kaleleri ziyaret ederseniz, bunların içinde ya da dışında, tonlarca masonluk ve içrek (ezoterik) simge görürsünüz. Buradaki, kraliyete ait, ilahi ve sıradan halkın üzerinde gösterdikleri bir simgedir. Tam, Papa’nın, “halk için Tanrı’nın aracısı” olduğuna inanması gibi, Krallar ve Kraliçeler de halkı yönetmeleri için, Tanrı’nın enerjisinin verildiği içrek bir simge ile taçlandırılıyordu. Tacın, kendi çakralarından kaynaklanan ışınların simgesi olduğunu görüyorsunuz (Şekil.4).

Şekil.4. Meşaleli, taçlı (7 ışınlı), şeritli, kırbaçlı bir mozaik, MS 2. yüzyıl, “Mitreo di Felicissimus” Mitraizm tapınağı, Ostia Antica sit alanı (Ostia banliyösü yakınlarında), Latium bölgesi, İtalya.(Fotoğrafın kaynağı: http://www.ostia-antica.org/regio5/9/9-1_10.jpg). Helena Petrovna Blavatsky, “Gizli Doktrin” adlı eserinde, taçtaki 7 ışın ile ilgili şu bilgileri veriyor: “… Artık, Gizli doktrin, bize, karşılaştırmalı benzerliğin tartışılmaz temelleri hakkında ifşa edilen bir anahtar sağlamaktadır… Devirsel ve Dönemsel devrenin belirtkesi olan, Hint anka kuşu (Garuda), temsilleri, “arif kıymetli taşlar” ile son derece dolu olan, “İnsan-Aslan” Singha… Aslanın tacının 7 ışınının üzerinde, onlara karşılık gelen uçlarında, pek çok halde, Yedi Göğe tanıklık eden, Yunan alfabesinin 7 ünlüsü (AEHIOYW) durmaktadır. Garuda, tanrı Vişnu ile sonsuza dek bir arada olduğu büyük devirin ya da “Maha-Kalpa”nın belirtkesi olmasının yanında, ayrıca,  Güneş’in ve Güneş döngüsünün (Güneşin yüzeyine çıkan manyetik akım miktarı, “güneş döngüsü” denen döngü halindeki, ortalama 11 yıllık devrelere göre farklılık göstermektedir. Bu döngüye, bazen, güneş lekesi döngüsü de denmektedir.)  belirtkesi olduğu için, bu, Güneş aslanıdır ve Güneş döngüsünün belirtkesidir. Hatta C. W. King, şunu belirtmektedir: “(Güneş aslanlı ve ünlüleri olan kıymetli taşın) ana anlamı ne olursa olsun, o, muhtemelen, arif ikonografinin gerçek fıskiye başı biçimindeki mevcut şekliyle, Hindistan’dan alınmıştır.”

Öyleyse, bok böceğine odaklanalım (Şekil.5).

Şekil.5. Siyah bok böceği

Koklama duyusu olan bok böceği, taze olarak bırakılmış herhangi bir dışkıya, tüm hızı ile hücum etmektedir. Genellikle, eşlerini yanlarında götürürler ve yumurtalarını bırakıp, çevresinde dışkı topağı oluşturmaya başlarlar. Ayrıca, sonradan gelip kendilerinden onları çalmaya çalışanlara karşı, birlikte dışkılarını savunmak ve takım olarak hareket etmek zorundadırlar (Patrikliğin ortaya çıkmasıyla, orada, sadece, erkek kın kanatlıların bulunduğunu öğretmeye başladılar. Yanlış bir öğretidir). Eğer erkek Bok Böceği, eşi olmadan dışkıyı bulursa, onu, yuvasına, arka ayaklarıyla, geriye doğru, tek başına yuvarlar ve toprağın altına kazdıkları çukura götürüldükten sonra, yumurtalarını bırakırlar. Ve onu yuvasına yuvarlarken, daima dışkıya sıçrayıp yuvarlanma dansı yaptığını ve sonra yeniden yuvarlamaya devam ettiğine dikkat edersiniz.

Yukarıda açıkladıklarım, 3 boyutlu gözlerinizle görebileceğiniz şeylerdir. Dışkının, yumurtalarından çıktıktan sonra, bebek kın kanatlıların beslenmesi için çok önemli olan besinlerce zengin olduğunu anlıyoruz. İyi bir koza örmeye yarar ve yumurtaları avcılardan korur. Böylece, 3 boyut enerjisinin, kın kanatlıların üremesine nasıl uygulanacağını anlıyoruz. Ancak, eterik enerji için durum nasıldır? Bok böceği, tam tüm böceklerin yaptığı gibi, eterik enerjiyi uygulamakta ve kullanmaktadır, ancak bilgelik uzmanı olarak, diğer tüm böceklerin üzerinde olmasını sağlayan şey, bunları yapma biçimleridir.

Kın kanatlı, dışkıyı bulup, cup diye önüne düştüğünde (bok -bana eşlik etmeniz için size yalvarıyorum- burada, önemli bir noktaya değinmek istiyorum), ondan, en iyi şeyi yapar. Onu alıp; atık ürün, kötü kokulu ve kaba olarak gördüğümüz şeyden, hayat yaratma içgüdüsüyle programlanmışlardır. Onu, olumsuz olarak görürüz ve onun için kullandığımız isim, kötü bir kelime olduğu düşüncesidir. Bazen, “olur böyle şeyler” (shit happens) diye söyleniriz. Ancak, kın kanatlı örneğinden, bulunduğunuz yerde tam önünüze veya belki ayakkabınızın bile üzerine dışkı cup diye düştüğünde, ne yapabileceğimizi öğrenebiliriz.

Büyük fark yaratacak olan şey, ona ilişkin algınızdır. Bir kın kanatlının algılanması, hayatı yaratmak için büyük bir fırsattır. Onu, kendisinden topak yapmak için alırlar. Her zaman, güneş ışınlarını, dışkı topaklarına eterik enerji uygulamak için kullanırlar. Eterik dünyada, olanların birazını, 3 boyutlu gözlerimizle görmemize yardım eden, siyah sırtlarındaki gökkuşağı renklerini görebilirsiniz. Ancak, gökkuşağı, Gökkuşağı Yaprak Böceği’nde daha belirgindir. Dışkıdan yavrularına getirilen, sadece, besin olarak vitamin değil, aynı zamanda dışkıya alınan güneşin enerjisi ve vitaminleridir. Kın kanatlı, birkaç fit dışkı topağını yuvarladıktan sonra, dışkının tepesine emeklemekte ve hangi yöne yuvarlamaya devam edeceğini bilmesi için, yuvarlanma dansı yapmaktadır. Yolunu tıkayan bir engel olup olmadığını, antenleriyle hissedebilir. Ancak, küçük dansı, sadece, kendi büyüklüğünün 10 katını bulabilen bir nesneyi yuvarlatan güç bakımından, kendisine, güneşin evrensel enerjisini (prana) (²)  depolama şansı vermez, aynı zamanda dışkıdaki enerjiyi de alabilir.

Buradaki bilgeliği görüyor musunuz? Hayatımızda olan kötü bir durumu ya da “dışkı”yı alabiliyoruz ve içerisine yumurta yerleştirebiliyoruz. Herhangi bir dışkıdan, harika bir şey yaratabilirsiniz. Sadece, eterik enerjiyi almaya ve çevresindeki eterik ışınları yuvarlamaya ihtiyacımız var. Bunu, bok böceklerinin yaptığı gibi görün: Kalplerimizde, yumurtalar biçiminde sahip olduğumuz rüyadan, hayatı getirme veya hayatı yaratma şansı. Ve çevresindeki eterik enerjiyi yuvarladıktan sonra, onunla çalışmaya kısa bir süre ara vermeye ve üzerinde dans etmeye, güneşin eterik ışınlarını depolamaya gereksinimimiz var. Aynı zamanda, onunla ilerlemeniz gereken yönü belirlemeniz ve eğer yolunuzda engel varsa, dışkıyı alıp engelin etrafında yuvarlamanız için zaman harcamalısınız. Ve onu, yuvanıza götürmeye!

EKLEME:

Bok böceğinin, arka ayaklarıyla, geriye doğru dışkıyı yuvarladığını belirtmeyi unuttum. 3 boyutlu anlayışımızla, arka ayaklarını kullanarak, dışkıyı yuvarlamak için daha fazla güce eriştiğini söyleriz. Ancak kın kanatlıdan gelen bilgelik, geriye doğru yuvarlamasının; belirli bir yöne bir şeyin yuvarlanması için, enerjimizi uygulama biçimimizin akışına karşı gitmek olarak görülebileceğini göstermektedir. Hep, kendimizi, rüyayı ileri doğru hareket ettiriyor gibi görürüz ve onlarınkini edinmek için, katetmemiz gereken mesafeye baktığımız zaman, biraz bunalmış olabiliriz. Geriye doğru faaliyet gösterdiğinden ve ön ayakları üzerinde durduğundan, kın kanatlının, kaderinin ne kadar uzakta olduğu hakkında hiçbir fikri yoktur. Tüm enerjisini, kaderinin ne kadar uzakta olduğuna bakarak israf etmez. Sadece, yolu boyunca, dışkısını yuvarlar. Muhtemelen, bir güç karşısında hareket etmeniz gerektiğini hissetmeme anlayışımızı uygulayabiliriz. 3 boyutlu algınızın akışı karşısında, onu geriye yuvarlayın. Geriye doğru yürüyerek, kaderinize yolculuk yapın. Güçle yuvarlayın ama ona karşı olmayın. Kendi yansımanıza karşı mücadele ettiğiniz için, asla rüya ile mücadele etmeyin. Öyleyse, kendisinden harika bir şey yaratacağınız, geriye doğru algımızda gerçekleşen dışkıyla yuvarlanın. Bu, sadece, onu uyguladığınız ve kendinize “bir güce karşı koymamak ama onu, başarmak istediğim büyük bir şeye doğru yuvarlamak için geriye doğru nasıl ilerletirim?”, diye sormanız gerektiğinde olmaktadır.

(¹): Bizler, her birimiz, enerjilerden meydana geliyoruz; tüm bu enerjiler, birbirleriyle bağlantı içindedir ve gezegenimizin enerjiden oluşan yapısının sentezidirler. Bu enerji yapısına “eterik” adı verilir. Ayrıntılı bilgi için: http://reikienerjivekuantummerkezi.wordpress.com/temel-aura-ve-cakra-bilgileri/aura/

(²): Yoga bilimine göre, Prana, evrende var olan tüm enerjinin toplamı olan enerjidir. Ayrıntılı bilgi için: http://tr.wikipedia.org/wiki/Prana

Kaynak: http://www.galacticroundtable.com/forum/topics/the-scarab-the-wisdom-of-a

Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu

Her Hakkı Mahfuzdur.

Did you like this?
Tip qejxg with Cryptocurrency
Powered by BitMate Author Donations

Donate Bitcoin to qejxg

Scan to Donate Bitcoin to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some bitcoin:

Donate Bitcoin Cash to qejxg

Scan to Donate Bitcoin Cash to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send bitcoin:

Donate Ethereum to qejxg

Scan to Donate Ethereum to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Ether:

Donate Litecoin to qejxg

Scan to Donate Litecoin to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Litecoin:

Donate Monero to qejxg

Scan to Donate Monero to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Monero:

Donate ZCash to qejxg

Scan to Donate ZCash to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some ZCash: