Bugün bir Böceği Yemeğe Götürün ya da Bok Böceklerinin Doğal Tarihi

Bok böceklerinin ismi, ya kendisiyle beslenen ya da yumurtalarını içerisine bıraktığı hayvan dışkılarında bulunan bu bok böceklerine değinmektedir. Bu, başlangıçta kaçınılmaz biçimde iğrenç bir konu gibi göründüğü halde, gerçekte, diğer hayvanların dışkılarıyla beslenen pek çok canlı bulunmaktadır. Ayrıca, araştırdıkça yaptıklarının iyi bir şey olduğu görülür.

Scarabaeidae ya da bok böcekleri, kınkanatlılar ailesinin büyük ailelelerinden biridir; dünyada 30.000’den fazla, Kuzey Amerika’da ise yaklaşık 15.000 türü vardır (Mart 1970 tarihli müze notlarıma bakınız). Aile; gergedan böcekleri, yaprak mayıs böcekleri, bok böcekleri ve buna benzer (yapısal ayrımlara göre) pek çok alt ailelere ayrılırlar. Scarabaeinae alt ailesinden yaygın bir şekilde “bok böcekleri” olarak bahsedilir ve çok gerekli bir bakış açısı vermek istediğim şeyler, bu olağanüstü hayvanlarla ilgilidir.

Çoğu bok böceği, dışkıyla beslenen anlamına gelen kaprofajdır. Ergin bok böcekleri, bol miktarda beslenir ve sindirilmemiş besin kalıntılarını, salgı ve boşaltım ürünlerini, bakterileri, mantarları ve küfleri içeren büyük miktardaki dışkı maddelerini yerler. Bunlar, patates ve biftek değildir (elbette bir zamanlar öyleydi), ancak yine de besleyici bir karışımdır. Çoğu bok böceği, fırsatçıdır ve pek çok hayvanın dışkısıyla beslenir ancak bazı türler, belirli hayvanların dışkılarına özgüdür. Ergin ve larva bok böcekleri, küresel dışkı kütlelerini taşıyan uzamış ve eğri bacaklardan dışkı kütlelerini kesip taşımak ve toprakta çukur kazmak için kullanılan kafaya, bacaklardaki dişlere, yumuşak besinlere uyum sağlamış ağız yapılarına kadar değişen, kaprofajlığa uygun,vücut yapısında pek çok modifikasyona (değişke) sahiptir.

Çoğu bok böceğinin kullandığı besin, büyük memelilerin, özellikle çiftlik hayvanları ve insanların dışkısıdır. Bok böceği davranışı ve nidifikasyonu (yuva yapma), mera alanlarında ve diğer çayır bölgelerinde en fazla dışkı görüleceğinden, çok fazla şaşırtıcı olmayacak biçimde mera ve savana şartlarına öncelikli olarak uyumludur. Tropikal ormanlar, daha fazla sayıda niş bulunduğundan dolayı daha üstün çevresel ve yapı bilimsel (morfolojik) çeşitlilik sağlamasına rağmen; meralar, muhtemelen daha yüksek sayıda bok böceği nüfusunu desteklemektedir.

Pek çok araştırmacının çalışması, bok böceklerinin adeta özel olarak koku ve dokunma dünyasında yaşadığını göstermektedir. Koku alma, en önemli duyudur; antenler, uzun mesafeden kimyasal algılamada kullanılır ve ağzın belirli bölümleri ise kısa mesafelerde kullanılır. Görme, dışkı besininin herhangi bir algılayıcısı yokmuşçasına zayıf gelişmiştir (Bir arkadaşıma göre, “Efendi’yi övün”).       

Diğer yandan, dokunma duyusu özellikle topak yuvarlayan türlerde son derece gelişmiş görünmektedir. Gerçekten; dışkı kütlelerini yönlendirme, biçimlendirme, oluşturma ve hareket ettirme yetenekleri çoğunlukla olağanüstüdür. Sahiden, bu böceklerin dışkı kütlelerini nasıl bulduklarından emin olmamamıza rağmen, muhtemelen hava akımlarındaki kokularla karşılaşana kadar rastgele keşif uçuşları ile meşguldürler. Pek çok tropikal orman türleri, besin kaynağı bulmalarını sağlayacak koku akımlarını belirlemek için, uzatılmış antenleriyle yaprak ve dallara konmaktadırlar.

O’nu Sıcakken Al!

Besin bulunduktan sonra, ilgili böcek türüne bağlı olarak pek çok biçimde muamele görebilir. Bok böcekleri, besini dört temel yolla kullanmaktadır:

  1. Pek çok tür, gömme amacıyla besin topağı yapmadan toprak yüzeyindeki dışkı kaynağıyla kolayca beslenmektedir.
  2. Bu kategorideki çoğu tür, başını ve ön bacaklarını kürek gibi kullanarak, dışkının yanında ya da altında bir yeraltı odası açmaktadır (Şekil 1). Dışkı kütlesi, daha sonra ana kaynaktan alınıp erginler ya da larvalar için besin kaynağı olarak kullanılmak üzere, tünelin ucundaki yere toplandığı çukurun içine doğru sürüklenir. 
  3. Bu kategorideki türler, ana kütleden bir kısım dışkıyı toplar ve dışkıyı kafalarıyla toslayarak hareket ettirirler. Toprak üzerinde yapılan bu taşıma, dışkı topağa dönüştürülmeden gerçekleşir.  Phanaeus nimrod‘un dışkı kümesini sürekli süsüp hareket ettirerek ana dışkı kütlesinden 59 fit ( 18 m.) uzağa ve üstelik, düz bir hatta taşımaktadır. 
  4. Dışkı topağının oluşumu, bu gruptaki türlerin çoğu için ayırt edicidir. Böyle bir topağın yapımı ve yuvarlanması, son derece gelişmiştir. Kaba, küremsi bir kütle, en başta ana dışkı kütlesinden koparılır ve sonra ön bacaklarla sürekli olarak bastırılıp sıkıştırılarak şekillendirilir ve düzgünleştirilir. Haffter ve Mattheus (1966), “İnsan yapısı dışkı topağı, hazır bir şekilde kabul edilir ancak çok büyükse ya da tam bir küre şeklinde değilse, uygun büyüklüğe ve şekle gelene kadar tıraşlanır. Eğer çok küçükse, yeni madde eklenir. Düzgün bir dışkı diski, tüm kenarları kaldırılarak bir topağa dönüştürülür. Dar bir silindirik parça, topak biçimine yuvarlanır. Dağınık küçük tanecikler şeklinde verildiğinde, böcek arka ayaklarıyla birini tutup, diğerine uzanarak bunları topağı büyütmek için birincisinin üzerine bastırır. Oluşan topak, asla daha fazla madde edinmek için terk edilmez fakat daima sürüklenir. Dikey ya da yatay bir iğneye takılı olan topak, kesilerek ikiye ayrılıp (biraz tereddütle) ondan çıkarılır ve yarılar yeniden yapışarak bir araya gelirler. Böcekler, ayrıca topağın ağırlığı konusunda bilgi sahibidirler. Uygun büyüklükte ancak kurşun ağırlık içeren suni bir topak; parçalanacak, ağırlık çıkarılacak ve dışkı parçaları yeniden toplanacaktır. Bu şekilde, böceklerin, kullandıkları kütlelerin gerçek şekli, büyüklüğü ve ağırlığı konusunda keskin bir bilince sahip olduklarını görürüz”, diye açıklamışlardır. 

 

Şekil 1. Bir dışkı kütlesinin altındaki beslenme çukurunda Phanaeus türü çifti

Dışkı topağı, erginler için “Besin topağı” ve larvalar için “kuluçka topağı” olarak kullanılmaktadır. Bir erkek-dişi çifti, genellikle içine yumurta bırakacağı kuluçka topağını yaparken; tek bir böcek, besin topağını yapıp tüketecektir. Topak; dışkı topağı şeklinde oluşturulur, belli bir mesafeye uzaklaştırılır (şekil 2) ve sonra tüketileceği (besin topağı ise) ya da içine yumurta bırakılacağı (kuluçka topağı ise) yüzeyin altındaki yere gömülür. Kuluçka topağı, larva yumurtadan çıkacağı zaman böcek larvası için önceden paketlenmiş besin kaynağı olarak işlev görür (Şekil 3).

Bir dışkı topağını yuvarlayan erkek ve dişi Scarabaeus semistriatus.

Şekil 3. Sıra şöyle gösterilmektedir: (a) Ebeveyn tarafından inşa edilmiş dışkı topağındaki yumurta, (b) topak içerisinde beslenen genç larva ve (c) topak içerisinde beslenen olgun larva. Pupa evresi, beslenme ile oyulan boşlukta meydana gelmektedir.

Eğer tüketici, kendi kullanımı için ihtiyaç duyduğu nesneyi uzaklaştırabilirse ve gizleyebilirse, sınırlı besin kaynağına yönelik besin rekabeti azalacağından, Scarabaeinae’deki topak yuvarlama davranışının belirgin bir avantajı vardır. Rekabet, diğerlerinin dışkı topağının çalınması yaygın görülecek kadar kıyasıyadır. Ayrıca, dışkı topağının altındaki ya da yanındaki sınırlı gömme alanı sorunu, bu hayırseverlerin topak yuvarlayan üyeleri tarafından dışkının dağıtılmasıyla kısmen giderilmektedir.
Ev ve Toplanan bir Besin Kaynağı
Ergin bok böcekleri (geçici bir çift ilişkisi halinde), 3-20 kuluçka topağı yapar ve  dişi, her birine tek bir yumurta bırakır. Böcekler için; bu, genç bireylerinin hayatta kalma oranının alışılmadık ölçüde yüksek olduğunu gösteren çok az sayıdaki yumurtayı temsil eder. Sabit, büyük ölçüdeki toprak altındaki larvalar için topak içerisinde sarmalanmış besin sağlama stratejisi, bu başarıda büyük pay sahibidir. Tıpkı besin ya da kuluçka topakları için dışkı elde etmede birkaç yöntem bulunduğu gibi, çeşitli türlerin yuva yapmakta kullandığı pek çok yol vardır: 
  1. Yumurta, doğrudan besin kaynağının altındaki ya da yanındaki çukurun ucuna paketlenmiş besin kütlesine bırakılır. 
  2. Yumurta, dışında bir toprak kabuk bulunacak ya da bulunmayacak şekilde kuluçka topağı ya da kuluçka armudu içerisine bırakılır (Şekil 4). Küre, besin kaynağının altında ya da yanında, toprak altında oluşturulur ve dişi, yumurtayı yerleştirdikten sonra, yuvayı daha fazla ebeveyn bakımı sağlamadan terk eder. Sıra ile, dişi veya bazen erkek, küfleri ve mantarları ortadan kaldırarak kuluçka topağının larva gelişimi bakımı esnasında, bir süreliğine ya da tamamen yuvada kalır. 
  3. Dışkı topağı, besin kaynağında oluşturulur ve sonradan gömüleceği ya da içerisine yumurta bırakılacağı yere yuvarlanır. Bu türler, kuruyunca çok sertleşen bir kil tabakasıyla dışkı topağını kaplar. Heliocopris cinsinin bazı türleri, kalın bir kil tabakasına sahip olan ve 8 fit (2,44 m) derinliğe kadar gömülebilen tenis topu büyüklüğündeki kuluçka topakları oluştururlar. Bu büyük, kil kaplı dışkı topakları; toprakta ilk keşfedildiğinde, eski taş top mermisi oldukları düşünülmüştü! Böcek larvaları, topak içerisindeki dışkıyı yer ve geriye kalan kil, pupa odası olarak işlev görür. 

Şekil 4. Dışkıdan yapılan bir kuluçka armudu hazırlayan Copris hispanus; tek bir yumurta, dar bir uca yerleştirilir.

Sağlık Mühendisleri
Bok böcekleri, çoğunlukla parazit kurtların, özellikle solucanların, ara konağı olarak işlev görürler. Bununla birlikte; bu parazitlerin yumurtaları, bunlarla beslenen erginleri ve larvaları tarafından yok edildiğinde parazit kurtların hastalık yapan biçimlerinin yok edilmesi açısından dışkının bok böceklerince gömülmesi de çok önemlidir. Bok böcekleri, çirkin ve mikroplu dışkının hızla yok edilmesinin ilerletilmesinde son derece mühimdir. Üstelik, dışkının bok böceklerince toprak altına alınması, çoğu insanda ve çiftlik hayvanlarında sağlık sorunlarına neden olan pek çok sineğin çoğalma ortamını büyük oranda azaltır. Dünyanın pek çok yerinde; bok böcekleri, sinek nüfusunun doğal kontrolünde önemli rol oynar. İnekler, ayrıca bok böceklerine mera çimlerinden dışkıyı ortadan kaldırdığı için büyük bir minnet borçludur. Eğer dışkı mera alanlarından uzaklaştırılmazsa ve toprağa geri dönüştürülmezse; pek çok mera, giderek artan biçimde çayır parçalarının havasız kalıp ölmesinden dolayı, kısa sürede işe yaramaz hale gelecektir. Avustralya, şu an dışarıdan getirilen çiftlik hayvanları ve büyük otçullara uyum sağlamış yerel bok böceklerinin yokluğu nedeniyle, bu sorunu yaşamaktadır. 
Ben, hep şu metne hayret ederim ve 50 yıllık olmasına rağmen; etkisi, bu yıllar zarfındaki önemli insan nüfusu artışlarından dolayı sadece çoğaltılabilir: “Doğanın leşçillerine ait olmasalar; Doğu, dünyanın lağımı olurdu. İnsanlık, kendi pisliğinin yayılması sırasında elbette kendisini yok edecektir. Dev bok böcekleri ailesi, Scarabaeidae, insan ve çiftlik hayvanlarının dışkısını arar, onu yumrular ve yuvarlatılmış topaklar haline getirirerek toprağın altına gömer. Hayatlarının büyük kısmı, toprakta saklı olarak ya da bir dışkı kütlesine yerleşmiş olarak geçtiğinden, her gözün dikkatini çekmezler. Yine de, büyük miktarda bulunurlar ve ortadan kaldırdıkları atık miktarı hemen hemen sanılanın ötesinde büyüktür. Çıplak gözlemle tahmin edebildiğim kadarıyla, yılın belirli aktif mevsimlerinde, bu dev ülkenin dışkılarının üçte ikisinin bok böceklerince toprağa götürülmesi gerektiğine inanıyorum. Değerli yardımları olmadan; bölge, açık bir kanalizasyona dönüşecektir. Yaklaşık 300 milyon ruhun bereketli nüfusunu desteklediğini hatırlayın! Bunun yanında, şehirlerde toplanan birkaçını koruyun; bu büyüklükteki insanların tamamı, dışkılarından kurtulmak için Doğa’nın leşçillerinin faaliyetlerine bağımlıdır. Sayısal detaylara girmeyeceğim, ancak sadece insan dışkıları göz önüne alındığında, Hindistan’da Mayıs’ta ve Haziran’da 40.000-50.000 ton dışkının bok böceklerince her gün toprağa dahil edilmesi gerektiğine inanıyorum. Üstelik, buna o miktarı kolaylıkla 2 ya da 3 misline çıkaracak olan hayvan dışkıları dahil edilmemiştir.” (Hingston, 1923). Bu, korkunç bir dışkı miktarı!
Mısır Bağlantısı
Tarihsel olarak, bok böceği (Scarabaeus sacer), eski Mısır mitolojisinde önemli ve göze çarpan bir rol oynamıştır. Kutsal bok böceği olarak bilinen bu böcek ve onun topak yuvarlama davranışı, güneşin cennetler üzerindeki hareketini ve güneş tanrısı Ra’yı simgelemektedir. M.Ö. 200’den sonra, Orta Krallık döneminde; insanlar, kutsal bok böceğinin ölümden sonra yeniden doğuşu güvence altına alan doğaüstü güçleri olduğuna inanıyorlardı. Bunun sonucu olarak; bunun benzerleri, muskalar haline getiriliyordu ve kuyumculukta (Şekil 5), mezar odalarında ve mumyaların sargılarında yaygın olarak kullanılıyordu. Yeşil taştan oyulmuş kalp bok böcekleri; kalp, öbür dünyada, sahibinin suçlu olduğunu gösterebileceği için, mumyanın kalbinin yerine konuluyordu. Bu kalp bok böcekleri, çoğunlukla alt taraflarına oyulmuş, Mısır Ölüler Kitabı’ndan dizeler içeriyordu (Şekil 6). Bok böceklerinin muskalarının kullanımı, günümüzde bazı insanlarda olduğu kadar, Persler’de ve Romalılar’da iyi şans muskaları olarak takılacak derecede genişlemişti. 
Bütün bunlar göz önüne alındığında, gerçekten, bok böceklerinin çok değerli hayvanlar olarak görülmeleri gerekir. Çevremizden dışkıları temizlerler; parazitleri yok ederler; sinek nüfuslarını azaltırlar; toprağı havalandırır ve yeniden canlandırırlar; mera çayırlarının hayatta kalmasına yardım ederler; pek çok kuş ve memeli için besin görevini görürler; bundan başka, -hemen yok edilecek besin tercihlerine rağmen- izlenmesi ve çalışılması estetik yönünden hoştur. Bazılarına göre, ölümden sonra hayatı güvence altına almaktadır. Daha başka ne istenebilir ki?
Şekil 5. Güneş diskini iterken tasvir edilen güneş tanrısını gösteren Hükümdar Tutankamun’un mezarından alınan altın işlemeli bir kolye ucu (pendant) parçası.
   
Şekil 6. Tabanında hiyerogliflerin görüldüğü Mısır kalp bok böceğinin üstten görünümü.
Did you like this?
Tip qejxg with Cryptocurrency
Powered by BitMate Author Donations

Donate Bitcoin to qejxg

Scan to Donate Bitcoin to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some bitcoin:

Donate Bitcoin Cash to qejxg

Scan to Donate Bitcoin Cash to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send bitcoin:

Donate Ethereum to qejxg

Scan to Donate Ethereum to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Ether:

Donate Litecoin to qejxg

Scan to Donate Litecoin to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Litecoin:

Donate Monero to qejxg

Scan to Donate Monero to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Monero:

Donate ZCash to qejxg

Scan to Donate ZCash to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some ZCash:

Heh

“Ölümsüzlük tanrısı” olan Heh, başlangıçta milyonların sembolünü ifade ederken, zamanla “yıllar” ve “ölümsüzlük” işaretlerini temsil etmiştir. Sonunda; Heh, hükümdar ve onun uzun hayat arayışını çağrıştırmıştır. Heh, -“tüm” ya da “her” anlamına gelen işaret şeklinde- bazen bir sepet içerisinde, diz çöken bir adam olarak gösterilir. Yıl sembolü olarak elinde bir palmiye çubuğu tutmaktadır. Tapınak duvarlarında; Heh, ölüye milyonlarca yıl ihsan ederken gösterilmektedir ve Mısır kuyumculuğunda ölümsüzlüğü temsil ederken görülmektedir. Tutankamun’un mezarlarından hazinelerden biri, üzerinde Heh’in figürü olan bir aynanın kapağıydı. Ellerinde her birinin tepesinde Tutankamun’un kabartması ve dibinde shen ya da ölümsüzlük işareti bulunan iki kraliyet asası bulunmaktadır. Heh, varoluşu simgeleyen bir kanatlı bok böceği ve bir güneş diski taçlarıyla süslüdür. Mesajı açıktır: “Heh, Tutankamun’a milyonlarca yıl bahşediyor”.

Kaynak: http://books.google.com.tr/books?id=wLUjtPDyu-IC&pg=PT95&dq=heh+scarab&hl=tr&ei=kTsWTfe3FtGH4QaX8K2NDA&sa=X&oi=book_result&ct=result&resnum=9&ved=0CE8Q6AEwCA#v=onepage&q=heh%20scarab&f=false

Did you like this?
Tip qejxg with Cryptocurrency
Powered by BitMate Author Donations

Donate Bitcoin to qejxg

Scan to Donate Bitcoin to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some bitcoin:

Donate Bitcoin Cash to qejxg

Scan to Donate Bitcoin Cash to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send bitcoin:

Donate Ethereum to qejxg

Scan to Donate Ethereum to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Ether:

Donate Litecoin to qejxg

Scan to Donate Litecoin to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Litecoin:

Donate Monero to qejxg

Scan to Donate Monero to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Monero:

Donate ZCash to qejxg

Scan to Donate ZCash to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some ZCash:

Bok Böcekleri

Eski Mısır’ın kutsal bok böceği modeli, büyük otçulların dışkısını ortadan kaldırarak Kuzey Afrika ve Mısır ekosisteminde faaliyet gösteren Scarabaeus sacer denen bok böceği türüdür. Bok böceği, hem kendisinin hem de yavrularının -korunmalarında olduğu kadar- besin kaynağı olarak dışkıyı kullanmaktadır. Doğada, bok böceğinin ayaklarını ve ağız kısımlarını kullanarak tamirci hassasiyetiyle iki ayrı şekilde dışkı topaklarını meydana getirdikleri gözlenebilir. Bunlardan kuluçka topağı denen birincisi, içine dişinin yumurtalarını bıraktığı armut şeklindeki koyun dışkısı topağıdır. Larva geliştikçe, yuvalarındaki dışkı maddesiyle beslenir. Bu arada; dişi, larvalar gelişme ortamlarından erginler halinde çıkana kadar sürekli olarak küfleri ve mantarları ortadan kaldırarak dışkı topağının yanında bekler. Çiftlik hayvanı dışkısı denen ikinci topak, besin olarak kullanılmak üzere mükemmel bir biçimde şekillendirilmiş bir küredir. Bok böceği, bu besinini yerde arka ayaklarıyla yuvarlayarak ,dikey sütun ve yatay geçitle ulaşılan, yeraltı odasına götürür. Besin topağı, eski Mısırlılarda bok böceğinin pek çok görsel fikirle çağrıştırılmasına neden olmuştur ancak bu fikirler, doğaya dayalı olduğu halde, böcek bilimsel değişiklerin ihmal edilmesiyle veya temelde değiştirilmesiyle oluşturulan yapay kurgulardı. Bu fikirlerin en önemlisi, arka ayaklarını değil ön ayaklarını kullanarak cennetlerin bir ucundan diğer ucuna güneş diskini iten eski Mısır mitolojik böceğinin tasarımıydı. Besin topağı modeliyle kutsal bok böceğinin güneşle ilişkilendirilmesiyle, Mısırlılar kuluçka topağı gerçeğini ihmal ederek böceğin bunun içerisinde kendiliğinden oluştuğunu iddia ediyorlardı. Bok böceğinin içerisine bırakıldığı özenli yeraltı tüneli sistemi, Mısırlılar için bir başka model görevini görmekteydi. Bu, Eski Krallık döneminden itibaren gelişen mimari mezar planları kavramını anımsatıyordu. Doğa, bu değiştirilmiş haliyle, eski Mısırlıların en dinamik evrensel döngülerden biri olarak yaratılışla ilgili mitlere ve genişletilerek yeniden dirilmeye kolaylıkla uygulanabilen güneşin günlük döngüsü hakkında kuvvetli bir görsel fikir sağlamıştır. Gerçekten, eski Mısır’daki “bok böceği” sözcüğü, “yaratılmak” ve “var olmak” gibi kavramlar ifade eden bir fiil kökünden gelen ya da isim olarak “biçim” ya da “belirti” anlamına gelen h˘pr sözcüğüdür. Bok böceği, bu nedenle, kendiliğinden meydana getirilen yaratıcı tanrının somutlaşması olarak düşünülmüştür.
Yaratıcının ve güneş tanrılarının özelliklerinin kademe kademe birleştirilmesi, Eski Krallık’ta , genellikle baş olarak görev yapmak üzere omuzlarına yerleştirilmiş tam bir böcekle erkek biçiminde tasvir edilen yükselen güneş tanrısı Kepri’nin geliştirilmesine neden olmuştu. Bu imge, hayvan kafasının insan vücuduyla birleştirilmesine dayanan bileşik ilahların tasvirine zıttı. Çünkü o, gecenin karanlığından güneşin yükselmesini simgeliyordu. Kepri, Ölüler Kitabı’ndaki cenaze töreni sahnelerinde ölünün ahirette yeniden dirilişinin sembolü olarak tasvir ediliyordu.  
Eski Mısır’daki kültürel kayıtlarda bok böceğinin ilk kez ortaya çıkışı, başlangıcı bok böceği içeren çömlek vazoların bilinçli olarak mezarlara gömüldüğü tarih öncesi M.Ö. 4. binyıla kadar uzanmaktadır. Bundan 2 yüzyıl sonra, Êski Krallık’taki 6. hanedan döneminde ilk kez işlenmiş bok böcekleri görüldü. Bu biçimin başlamasından sonra, yüzbinlerce bok böceği, Mısır’ın uzun tarihi boyunca neredeyse bilinen her maddeden, sırlı sabun taşı ve çiniden cama ve yarı değerli yeşim taşlarına, akiklere (karnelyan) ve lacivert taşına kadar, üretiliyordu. Bok böceğinin alt yüzeyinden oluşturulan oval alan, eski Mısırlılara yazıları ve tasarımları gösterebilecekleri uygun bir yüzey sağlıyordu. Bu tasarımlar, değişiklik göstermektedir ancak uygun biçimde geometrik tasarımlar, hiyeroglifsel işaretler ve hem hayvan hem de insan figürleri şeklinde gruplandırılabiliyordu.  Geometrik tasarımlar, zaman açısından Orta Krallık ve İkinci Ara Dönem ile sınırlıydı ve dört sınıfa ayrılabiliyordu: spiral parşömenler, merkeze doğru yoğunlaşan halkalar,  kangallı zincir modelleri ve çapraz modeller. Hiyeroglifler şeklindeki sloganları taşıyan bok böceklerinin farklı dönemlerde varlığı kanıtlanmaktadır ve bunların mesajları genelde koruyucu reçeteler ya da iyi şans ifadeleri içermektedir. Bunlar, onsekizinci hanedan döneminde başlamış ve Geç döneme kadar kullanılmaya devam edilmiş gibi görünmektedir. Belirtilen fikirler arasında “şansınız bol olsun” ya da “isminiz sürsün ve çocuklarınızla kutsanasınız” gibi ifadeler yer almaktadır. Bu tür sloganlar arasında, aynı amaçla ilahların isimleri de yer almaktadır. Burada, şu ifadeler görülebilir: “Tanrı Konsu (Khonsu) beni korusun”, “Tanrı Amun’un sevdiği şehir ölümsüzdür” ve “Amon-Ra Tanrısı, bireyin gücüdür”. Bu işlevler, hem insan hem de ilah olarak hayvan ve insan figürlerini temsil eden tasarımlarda da aynen korunmuştur. Bunun sonucunda, bok böceklerinin tiplerine hem ölüler hem de canlılar için muskalar şeklinde eş zamanlı olarak yer verilebilir ve her bir grup, yaygın bir motif ve slogan dağarcığından seçilen tılsımlara ihtiyaç duymaktadır. 

İlk kez Orta Krallık’ın onikinci hanedanından itibaren bok böcekleri şeklindeki mühür yüzüklerine rastlanmasına rağmen, İlk Ara Dönem’den itibaren giderek yaygınlaşan bir uygulama olan mühürler olarak bok böcekleri memurlar tarafından kullanılmış olabilir. Bu, İkinci Ara Dönem’de de kullanılmaya devam etmiştir ve bunlar, tarihçilerin önemli tarihsel belgelere erişmesini sağlamaktadır. Örneğin, üzerinde memurların isim ve ünvanlarının yazılı olduğu iki bin bilinen örnekten 60’tan fazlası, Filistin bölgesinde bulunmuştur. Bu tür belgelerdeki veriler, araştırmacıların Doğu Akdeniz ile Mısır arasındaki ilişkileri anlamalarını sağlamaktadır. Böyle Mısır bok böceklerinin varlığı, Mısırlılaştırılmış bok böceklerinin doğu Akdeniz ülkelerinde yerel üretimi için itici güç sağlamış olabilir ve  Kenan bölgesindeki kazılardan tamamlanmamış örneklerin çıkması bunların varlığını doğrulamaktadır. 

Altıncı hanedanın ilk bok böcekleri, kısa ve öz biçimde işleniyordu ve muhtemelen boş alt yüzeylerinden dolayı muska olarak işlev görüyordu. 6. hanedandan önce hüküm sürdüğü bilinen Eski Krallık hükümdarlarının isimlerinin yazılı olduğu bok böcekleri, ölüm sonrasına ait bir yaratım olarak görülmektedir; bunlar, firavunun her şeye gücünün  yetmesinden dolayı sahiplerini kötülüklerden korumayı amaçlıyordu. “Yukarı ve Aşağı Mısır’ın Kralı”, “İki Ülkenin Efendisi”, “İyi Tanrı” ve buna benzer basitçe kraliyet sözlerini içeren çok sayıdaki tüm dönemlere ait diğer bok böcekleri tarafından da benzer bir işlev yerine getiriliyordu. 

En yaygın muska tiplerinden birisine Kalp bok böceği deniyordu ve genellikle Güne Çıkma Kitabı‘nın (Ölüler Kitabı) 30B Büyüsü‘nün bir yorumu bunların üzerine yazılıdır. Bu sınıfın çoğunluğu feldspat, yılan taşı ve bazalt dahil çok sayıda benzer renkli taşlardan işlenmiş gibi görünmekte olmasına karşın, kalp bok böcekleri, en çok eskiden nmhf (h’nin altında burada gösteremediğim nokta var) diye adlandırılan ve tereddütle yeşil yeşim taşı (bir kuvars) olarak teşhis edilen yeşil taştan yapılmıştır. İlk örneklerinin tarihi, onsekizinci hanedana kadar uzanmakta ve insan başı, bok böceğinin  başının yerini almaktadır. Yukarıda belirtilen büyü, kalp bok böceğinin ölünün kalbinin yerini alacağını belirtmesine rağmen, gerçekte kalp bok böcekleri, mumyanın gövdesi içindeki ya da üzerindeki herhangi bir yere rastgele yerleştirilmiş gibi görünmektedir. Bunların amacı, ilk satırlarının “Ey, kalbim; ey, annem!…Aleyhime tanıklık etmek için ayağa kalkma” şeklinde açığa vurduğu gibi, aklın ve vicdanın yeri olarak düşünülen kalbin ölünün aleyhine mahşerde yalancı şahitlik yapmamasının garantiye alınmasıydı. Kalp bok böcekleri, eski bir Mısır tapınağının dış görünüşünü taklit eden dikdörtgen şeklindeki bir göğüs motifi tasarımına da dâhil edilmiştir.  

Bok böceklerinin diğer bir sınıflandırılması ise anma ile ilgilidir. Onsekizinci hanedanın III. Amenhotep dönemi sırasında yaratılanlar, ayrılabildikleri konulardan dolayı haklı bir şekilde en ünlüleridir.  Yayınlandıkları kesin tarihin belirlenmemiş olmasına rağmen, firavun ve kraliçesi olan Tiye’den bahseden 10 satırlık hiyeroglifler taşıyan 60’dan fazla örneğe evlilik bok böcekleri denmektedir.  Yaklaşık diğer 6 tanesi, bir Mitanni prensesi olan Gilukhepa ile evliliği anısınadır; oysa, diğer bir düzinesi, Kraliçe Tiye şerefine inşa edilen bir mutluluk gölü olan Batı Thebes’teki Birket Habu’nun  yaratılmasını kutlamıştır. III. Amenhotep, sırasıyla 96 vahşi boğa ve 102 aslanı çuvala koyduğunu anlatmak üzere ilaveten iki anma amaçlı bok böceği serisi yayınlayan açgözlü bir avcıydı. Bu bok böceklerinin her bir grubunun hem  üretimlerinde hem de imalatlarında farklılıklar bulunmaktaydı ve bu, hükümdarı yüceltmek amacıyla bunların farklı atölyelerde yapıldığını ve yurt içinde ve yurt dışında ayrıcalıklı saray mensuplarına verildiğini göstermektedir. Oğlu ve halefi IV. Amenhotep de hükümdarlığı döneminin ilk yıllarında, bir anma amaçlı bok böcekleri serisi yayınlamıştır ve bunlardan bir düzineden daha azı günümüze kadar elimize ulaşmıştır. Bunlar, modeli babası tarafından yayınlanan bok böceklerinden alınan sabun taşından imal edilmiştir ve bir jübileyi anmak amacıyla hazırlanmış görünmektedir. 

Yazılar ya da tasarımlar için yüzeyin oval tabanı muhafaza edildiği halde, bu böceğin genel dış görünüşüne uygun şekilde tasarlanmış kediler, ördekler, kurbağalar, kirpiler, koçların kafaları ve buna benzer diğer hayvanların bok böceğinin bedeninin yerini aldığı scaraboidler denen kategori, bok böcekleri ile ilgilidir. 

Kutsal bok böceğinin imajı, eski Mısır sınırlarını aşmıştı ve taklitleri, Akdeniz’in dört bir yanında M.Ö. ilk binyılda Yunanlılar, Etrüskler ve Fenikeliler tarafından imal ediliyordu. Bok böceklerine rağbet azalmamıştır. Napolyon’un çığır açan 1799’daki Mısır seferinin sonucunda, bok böceği özellikle Victoria dönemi‘nde Avrupa mücevheratına giren bir motif haline geldi ve günümüzde halen rağbet gören bir moda aksesuarı olarak kabul edilmektedir. 

Eski Mısırlılar’ın bu böceğe düşkünlüğü Scarabaeus sacer ile bitmemiştir, çünkü diğer böcekler de madde kültürlerinin kayıtlarında bulunmaktaydı. Örneğin, takla böceği (Agrypnus notodonta), dördüncü hanedandan itibaren kolye süsleri olduğu kadar birinci hanedandan itibaren iki kabartma üzerindeki resimler olarak işlev görmüş olabilirler. Neit’in (Neith) sembolünün, yanlarında her birinin kendilerine ait karınlarının bulunduğu iki kafa-kafaya takla böceğinin dahil olduğu bir tasarım olduğu gösterilmiştir. 

Renklerinden dolayı çarpıcı dış görünüşe sahip, muhtemelen Steraspis squamosa olarak adlandırılan böceklerdir süslüböcekler. Tutankamun’un mezarındaki değneklerden birinde yapılan inceleme, ezilmiş süslüböcek kınkanadının (ön kanatlar) renk verici madde olarak kullanıldığını göstermiştir. Üstelik, süslüböcek femurları (bacaklar), bir eski Mısır kolyesinin unsurları olarak birlikte dizilmiştir. Süslüböcekler şeklinde işlenmiş muskaların varlığı bilinmektedir ve bunlar, altın dahil pek çok maddeden yapılmıştır. Muhtemelen, süslüböceklerin eski Mısır sanatındaki bir motif olarak en olağanüstü örneği, dördüncü hanedandan Kraliçe Hetepheres’in yatak gölgeliğinin desteklerinden biri gibi görünmektedir. Bununla birlikte, böcek, bedeni gölgelik yapımında kullanılan bir tahta çiviyi de gizleme görevini gördüğü için de işlevseldi. 

Süslüböceğin larvası, ergini küçük delikten çıkana kadar, kabuğunun altında pupa evresini geçirmek üzere ılgın ağacına (bir çöl çalısı ya da ağacı) taşınır. Bu özellik, eski zamanlarda üreme döngüsü olarak sayılmış ve bu şekilde, ölüler tanrısı Osiris’in döngüsüyle süslüböceğinki arasında bağlantı kurulmuş olabilir.      

Did you like this?
Tip qejxg with Cryptocurrency
Powered by BitMate Author Donations

Donate Bitcoin to qejxg

Scan to Donate Bitcoin to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some bitcoin:

Donate Bitcoin Cash to qejxg

Scan to Donate Bitcoin Cash to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send bitcoin:

Donate Ethereum to qejxg

Scan to Donate Ethereum to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Ether:

Donate Litecoin to qejxg

Scan to Donate Litecoin to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Litecoin:

Donate Monero to qejxg

Scan to Donate Monero to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some Monero:

Donate ZCash to qejxg

Scan to Donate ZCash to qejxg
Scan the QR code or copy the address below into your wallet to send some ZCash: